Türkiye’nin büyük hesaplaşması: Küresel dizayn ve devlet aklı
Bu süreçte eski hesaplar kapatılıyor, yarım kalan tüm hesaplar ise yeniden dizayn ediliyor. Her ülke, kendi gücüne göre gardını almış durumda. Uzun zamandır kimlerin hangi hedefler peşinde olduğunu yazıyor ve konuşuyoruz. Ancak esas mesele, devletimizin bu süreçte aldığı pozisyondur. Türkiye’nin rotası, önümüzdeki yüzyıl için son derece kritik bir projeksiyon çiziyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dayandığı devlet aklı ve kadim siyasi ustalık bu kez daha güçlü şekilde devrede. Bunu engellemek için her defasında farklı enstrümanlar devreye sokuluyor. Osmanlı cihan devletinin çöküş sürecini yeni paradigmayla tekrar tekrar okumak ve okutmak gerekiyor. Bugünlerde yaşananlara odaklanalım. Paylaşım süreci kendi içinde zor şartları dayatıyor. Savaşlar ve iç kargaşalar, belirli ülkeleri pazarlık masasında zayıf düşürmek için kullanılan yöntemdir. Yorgun düşmüş, istikrarsızlığa sürüklenmiş, huzuru bozulmuş bir ülke kendi şartlarını değil, kendisine dayatılan şartları kabul etmek zorunda kalır. Bunu nereden mi anlıyoruz? Siyasi tarih, bize bu tür hesaplaşmaların nasıl şekillendiğini gösteren en önemli kaynaktır. Eğer yarım kalan hesaplaşmadan bahsediyorsak, dünya savaşlarının sonuçlarını ve büyük güçlerin anlaşma masalarındaki pozisyonlarını gözden geçirmeliyiz. Küresel devletlerin çöküş zamanlarındaki durumları, nihai anlaşma masalarındaki hâlleri, yorgun düşürülmüş aktörlerin nasıl ve nelere zorlandığını açıkça ortaya koymaktadır. Osmanlı sahneden çekilirken yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne çizilen sınırlar ve konulan........
© Türkiye
