Erdoğan ve dış politikada Türkiye rüzgârı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı” vizyonunu merkeze alarak bir değerlendirme yapmak isterim.
Eski dünya düzeni henüz bütünüyle çökmüş değil; can çekişiyor. Yeni dünya ise henüz tam anlamıyla kurulmuş sayılmaz. Tarihte kırılma anları, yeni dönemlere geçişin en güçlü hareket verici eşikleridir. Tarih bize hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle çok şey öğretir. Bu yüzden siyasi tarih okuması büyük önem taşır.Neyi hedefledi, neleri başardı?Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilm-i siyaset konusunda son derece güçlü bir isimdir. Siyasi tecrübesinin yanı sıra, fıtratında bulunan analiz ve siyaset yapma kabiliyeti doğuştan gelen bir meziyettir. İnanan insanlar bilir ki, fıtrata verilen hiçbir kod boşuna değildir. Dolayısıyla Erdoğan’ın siyaset yapma becerisinde tecrübenin sağladığı avantaj kadar, nasip edilmiş zekâ ve analiz yeteneklerinin payı da inkâr edilemez.
Burada bir insanın hayatını, “dava” ve “mücadele” fikrine adamasını da göz ardı edemeyiz. Hayatı, ibadeti ve ölümü Allah ile birlikte anlamlandıranlar için dava, Allah rızası içindir. Elbette bugün kapitalist, para ve güç merkezli dünya düzeni için bu mefkûre anlayışı ciddi engel olarak görülmektedir. İçinde bulunduğumuz dünyanın birçok çirkin yönü de bu tespiti doğrular niteliktedir.
Erdoğan, tarihini seven, okuyan ve ondan ders çıkaran bir liderdir. Bu yönüyle yaklaşımının kimi açılardan Vladimir Putin ile benzerlikler taşıdığını söylemek mümkündür. Ancak Erdoğan’ın referansları daha çok 20. yüzyıl........
