Doğan Bey dizginleri çekince sakinleşmişti küheylan...
Atı demek, arkadaşı demekti. Yerine göre can yoldaşı, her şeyiydi. Onunla ne korkunç günleri, ne zifirî karanlık geceleri olmuştu.
Hancının dizginlerini tuttuğu atını görünce, istemeye istemeye altüst olmuş iç âleminden kopup keyiflendi Doğan Bey.
- Hey be yavrum! Küheylanım!
Deyip boynuna sarıldı. Parıl parıl parlayan yanağına yanağını koydu ve öptü.
Atı demek, arkadaşı demekti. Yerine göre can yoldaşı, her şeyiydi. Onunla ne korkunç günleri, ne zifirî karanlık geceleri olmuştu. Sahibini yanında görünce, eşindi. Bir şeyler söyler gibi kişnedi. Sevgi reveransları yaptı. Sanki aralarında gizli bir lisanla anlaşıyor gibiydiler.
Küheylanın kara, iri gözleri, alev alev tutuştu. Yelelerini salladı. Burun delikleri genişledi. Ön ayaklarıyla yerleri kazıdı, şimşek gibi yukarı fırladı, şaha kalktı. Yol istiyordu belli ki… Doğan Bey, dizginleri çekince sakinleşti. Kuzu gibi oldu.
Uzaktan sefer hazırlıklarını gören Sarıkız, odasına girdi. Birkaç bohçayla çıktı. Beklemeden, merdivenleri takır takır, bir........
