menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ah etme zamanı geçmeden!

41 40
21.03.2025

Ramazan-ı şerif ayı evliya ve ebrar için keramettir. Bazılarına göre Şehr-i Ramazan sadırdaki kalp, insanlar arasında peygamber, şehirler içinde Harem-i Şerif gibidir. Deccal’in Harem-i Şerife girmesi yasaktır. Ramazan-ı şerifte şeytanlar tutukludur! Peygamberler günahkârlara şefaatçi olduğu gibi, Şehr-i Ramazan da oruçlulara şefaatçidir. Kalp marifet nuru ve imanla süslü olduğu gibi, Şehr-i Ramazan da Kur’ân-ı Kerim okumanın nuru ile süslenmiştir. Şehr-i Ramazan’da mağfireti kazanamayan diğer ayların hangisinde mağfiret olunur? Bunun için kul, tövbe kapıları kapanmadan tövbe etmeli, Hakk’a inabe ve dönme zamanı geçmeden inabe etmeli ve dönmelidir. Ağlama ve ah etme zamanı geçmeden ağlamalı, Allah korkusu ile gözyaşı dökmelidir. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Kim inanarak ve önemini anlayarak ramazan orucunu tutarsa geçmiş ve gelecek bütün günahları affedilir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: İnsanoğlunun oruç hariç her ameli kendisi içindir. O sırf benim içindir ve mükafatını da yalnız ben veririm.” Peygamber Efendimizin ramazan ayının faziletini bildiren daha pek çok hadis-i şerifi vardır. Bu itibarla Müslümanlar asırlardır Ramazan-ı şerifi en güzel bir şekilde ihya etmek için sanki birbirleri ile yarışmışlardır. Müslüman beldelerinde hayat Ramazan-ı şerif ayı, en güzel şekilde değerlendirmek için dizayn edilmiştir. Elbette ki hayatın bu dizaynında en önemli husus Rabbe kulluktur, boyun bükmektir, acziyetini göstermek ve rızasını elde etmektir. Bu itibarla Osmanlı toplumunda Ramazan-ı şerif ayında hayat gündüz ve gece dolu dolu geçerdi. Gündüz vakitlerinde tekke ve türbe ziyaretleri, camilerdeki vaazlar, mukabeleler, iftar ve sahur hazırlıklarıyla geçmekteydi. Geceler ise akşam iftarın yapılması ardından bir taraftan dolup taşan camilerde yatsı ve teravih namazları diğer yandan selatin camileri avlularında açılan ramazan sergileri, çocuklar için şenlikler, kahvehanelerde sohbetler, yine dergâh ve türbe ziyaretleri, son derece canlı dinamik sosyal, ekonomik ve kültürel bir hayata sahne olmaktaydı. Bütün bunlarla birlikte ramazan, iftar ziyafetleri, sahur yemekleri, Hırka- i Şerif ziyareti, Kadir alayı, Kadir gecesi, Bayram alayı ve kutlamaları gibi çok sayıda faaliyete ev sahipliği yapması bakımından dinî, sosyal ve kültürel hayatı olabildiğince zenginleştirmekteydi. Maalesef cumhuriyet döneminde bu bütünlük gitgide artarak bozulmuştur. Bilhassa medresenin yerini tutması gereken ilahiyatlar toplumla bütünleşememiştir. Ramazan ayına ait güzellikleri anlatması ve bu hayatı özendirmesi beklenen bazı hocalar, TV’lerde ramazan ayında yaşanması gereken ibadetleri tartışmaktan başka iş yapmamaktadırlar.

Bid’at ehlinin hazımsızlığı!

Bid’at ehilleri sadece ramazana değil bütün mübarek günlerdeki ibadetlere savaş açmış gibi çalışmaktadırlar. Bir kısım hocalar kandil günlerinde ve ramazan ayında ibadetleri anlatırlarken, TV’lerde fazlasıyla yer verilen bir kısım hocalar ise bunları bid’at diyerek karşı çıkmaktadırlar.........

© Türkiye