menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’de Anti-Emperyalist Mücadelenin Tarihsel Sürekliliği ve Güncel Dönüşümü

12 0
05.01.2026

Marksist Bir Çerçevede Yerli İşbirlikçilik, İslamcı Hegemonya ve Meşruiyet Krizi

Kuramsal Çerçeve: Marksist Emperyalizm Analizi ve Yerli İşbirlikçilik

Marksist teoriye göre emperyalizm, kapitalizmin tekelci aşamasının zorunlu bir sonucudur (Lenin, 1917/2011). Bu aşamada sermaye ihracı, askeri ve siyasi müdahalelerle birlikte ilerlerken, çevre ülkelerde yerli sınıflar aracılığıyla kurumsallaşır. Türkiye bu bağlamda klasik bir yarı-çevre örneği sunmaktadır.

Bağımlılık kuramı, emperyalizmin çevre ülkelerde yalnızca dışsal zorla değil, yerli egemen sınıflarla kurulan ittifaklar yoluyla sürdürüldüğünü vurgular (Frank, 1967). Türkiye’de büyük sermaye, siyasal iktidar ve bürokratik elitler bu ittifakın tarihsel taşıyıcıları olmuştur.

Gramsci’nin hegemonya kavramı, bu yapının yalnızca ekonomik değil, ideolojik düzeyde de işlediğini açıklar. Yerli işbirlikçi iktidarlar, emperyalist ilişkileri “ulusal çıkar”, “güvenlik” ya da “kalkınma” söylemleriyle meşrulaştırır (Gramsci, 1971).

Bu çerçevede İslamcılık, Türkiye’de 1980 sonrası dönemde emperyalist düzenle uyumlu yeni bir hegemonik ideoloji olarak işlev görmüştür. Dinsel söylem, sınıfsal çelişkileri perdeleyen bir rıza üretim aracına dönüşmüştür.

Dolayısıyla yerli işbirlikçilik, Türkiye’de yalnızca seküler elitlere değil, İslamcı siyasal projelere de içkin bir olgudur.

1960–1980 Dönemi: Açık Emperyalizm ve Açık Anti-Emperyalizm

1960–1980 arası dönem, Türkiye’de emperyalist bağımlılığın görece daha açık ve çıplak biçimde tartışıldığı bir dönemdir. NATO üyeliği, ABD üsleri ve 6. Filo’nun varlığı, anti-emperyalist mücadelenin somut hedefleri hâline gelmiştir.

Bu dönemin anti-emperyalizmi, büyük ölçüde Marksist, sosyalist ve devrimci hareketler tarafından taşınmıştır. Öğrenci hareketleri, işçi sınıfı örgütlenmeleri ve aydınlar, emperyalizmi doğrudan sınıfsal ve siyasal bir tahakküm ilişkisi olarak tanımlamıştır.

İslamcı hareketler ise bu dönemde ya anti-komünist bir hat izlemiş ya da emperyalizme karşı mücadeleyi sınıfsal bağlamından kopararak kültürel bir “Batı........

© Turkish Forum