menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sandık Artık Milletin Değil: Türkiye’de Demokrasinin Sonu mu?

24 0
28.05.2026

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır sivil darbesi yaşandı. Ana muhalefet partisinin kapısı kırıldı, yönetimine el konulmaya çalışıldı, genel başkan hakkında hukuki tuzak döşendi. Sandığın milletin önüne bir daha konulup konulmayacağı artık meşru bir soru işaretine dönüştü.

Tarihsel Kırılma: Geri Dönülmez Eşik

Türkiye, çok partili demokratik yaşamın kazanımlarını fiilen geride bırakmış; devlet ile iktidar partisinin tek bir bütün haline geldiği, toplumun devlet tarafından yutulmaya çalışıldığı bir döneme girmiştir. Aradan geçen yüzyılda iki dünya savaşı, demokratikleşme dalgaları, Avrupa Birliği’nin doğuşu ve sayısız siyasi kırılma yaşanmıştır. Tüm bu birikime rağmen Türkiye, bugün 1920’lerin tek parti rejiminin koşullarına fiilen geri dönmektedir.

Geçmişteki askeri darbeler en azından açık bir şekilde gerçekleşiyordu; hesabı sorulabilir, tarihe not düşülebilirdi. 27 Mayıs’ta partiler kapatılmış, cumhurbaşkanları ve başbakanlar asılmıştı. O günler bile bugünle kıyaslandığında farklıdır. Bugünkü süreç ise “demokratik anayasa” ve “özgürlükçü reform” söylemleri arkasına gizlenerek hayata geçirildiği için tarihsel olarak çok daha ağır ve çok daha tehlikeli bir kırılmayı temsil etmektedir. “Demokrasi” maskesi takılarak, mahkeme kararları arkasına saklanılarak, medya ve yargı orkestrasyonuyla sahneye konulan bu süreç çok daha sinsi ve çok daha kalıcı bir tahribat yaratmaktadır.

Kapı Kırılarak Girildi: Hukuk Değil, Fiili İşgal

Bu bir yargı işlemi değildir. Siyasi iktidarın dehlizlerinde hazırlanmış bir planın, hukuk kılığına büründürülerek sahneye konulmasıdır. Bunu en çarpıcı biçimde ortaya koyan sembolik an şudur: İstinaf kararı daha kesinleşmemişken, itiraz süresi bile tamamlanmamışken icra memurları CHP Genel Merkezi’nin kapısını kırarak binaya girmiştir.

Kapının kırılması tesadüf değildir. Bu, “hukuki süreç” söyleminin arkasındaki gerçek niyetin fiilen ifşa olduğu andır. Usul taklitlerinden de vazgeçilmiştir artık: “Uysa da girdik, uymasa da girdik.” Devlet, tamamen özel alana dair bir meselede taraf gibi konumlanmış; sanki doğrudan bir siyasi emirle hareket eder gibi partiye müdahale etmiştir. “Mutlak butlan” kararının içine yerleştirilen henüz kesinleşmemiş suç iddiaları ise ileride........

© Turkish Forum