menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mankurt ikilinin çaresizlik sendromu

61 0
14.08.2026

Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ, 1 Kasım 2015 seçimlerinin ardından FETÖ merkezli MHP’yi ele geçirme operasyonlarında figüran olmak üzere sürece dâhil olan, siyasi ve düşünce hayatlarının her anı çelişkilerle dolu iki isimdir.

Bu iki ismin siyasi kaderi, söz konusu bu sürecin devamında CHP’nin desteği ve gözetimi altında şekillenen İYİ Parti yapılanması içerisinde görev almaları ve daha sonra CHP ile yapılan ittifak sayesinde milletvekili seçilmeleriyle yeni bir yola girmiştir. Nitekim İYİ Parti’nin tek başına seçim barajını aşamadığı dönemde CHP ile kurulan ittifak, bu isimlerin yanı sıra birçok İYİ Partili adayın da Meclis’e girebilmesine imkân sağlamıştır. CHP ile kurulan ittifak olmasaydı, yüzde 10’luk seçim barajının uygulandığı 2018 seçimlerinde İYİ Parti’nin Meclis’e milletvekili sokması mümkün olmayacaktı.

O dönemde biri İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı, diğeri ise İYİ Parti Grup Başkanvekili olarak görev yapıyordu. Fakat gün geldi, bu iki isim İYİ Parti içerisinde karşı karşıya geldi. Ümit Özdağ’ın parti içinde rahatsızlık yaratan eylem ve söylemleri üzerine Meral Akşener onunla yollarını ayırdı.

Ümit Özdağ ise İYİ Parti’den ayrılışını, İYİ Parti’nin HDP ile gizli anayasa taslakları hazırladığı ve parti içerisinde FETÖ mensuplarının bulunduğu iddialarına dayandırdı. Ümit Özdağ, bu kapsamda İYİ Parti’de prens yapılmaya çalışılan Buğra Kavuncu’nun ailesine ilişkin de “Buğra Kavuncu’nun babası, kardeşi ve dayısı bu FETÖ masasında” şeklinde bir ifade kullanmıştı. Oysa aynı Ümit Özdağ, 2019 yerel seçimlerinde PKK’nın siyasi uzantısı olarak nitelendirdiği HDP ile kurulan ittifak içerisinde CHP’nin başarısı için canla başla çalışıyordu. 

Bu suçlamalar karşısında dönemin İYİ Parti Grup Başkanvekili olan Müsavat Dervişoğlu da Ümit Özdağ’ın FETÖ ile yakınlığına ilişkin iddiaları gündeme getirmişti. Dervişoğlu, bir televizyon programında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Sayın Ümit Özdağ’ın 2009 ile 2011 yılları arasında kadrolu olarak ya da maaş almak suretiyle hangi televizyon kuruluşunda yorumculuk yaptığını da sormak gerekir.”

Programda Ahmet Hakan’ın araya girerek yönelttiği “Hangi televizyon kanalı?” sorusunun ardından Dervişoğlu, Ümit Özdağ’ın FETÖ’nün en güçlü olduğu dönemdeki faaliyetlerine ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:

“O dönemde biliyorsunuz, Akın İpek’in sahibi olduğu Kanaltürk’te Ümit Bey program yapıyordu. 2009 ve 2011 yılları da Ergenekon ve Balyoz davalarının zirve yaptığı yıllardı. Biz, FETÖ iltisaklı bir yayın kuruluşunda yorumculuk yaptığı için ve hatta Emre Uslu denen şahsiyetin 21. Yüzyıl dergisinde yazılar yazdığı için Sayın Ümit Özdağ’ın siyasi kimliğini sorgulamaya alamayız. Bizim burada gösterdiğimiz hassasiyete kendisinin de doğru bir pencereden yaklaşıp özen göstermesi gerektiğine inanıyoruz. Aksi takdirde onun söyledikleri doğruysa; o yayın kuruluşunda yorumculuk yapması ve........

© Türkgün