menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“İnsana rast gelesin.”

36 22
25.07.2025

Şeyh Edebali ne güzel söylemiş: “İnsana rast gelesin.”

Toplum olarak bu güzel temenniye—bu içten duaya—her geçen gün daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Gerçek insanlığa, samimiyete, vicdana ve erdeme rastlamak; içinde yaşadığımız çağda adeta bir lütuf hâline geldi.

Bu toplumda insanlık erdemiyle yaşayan, fazileti yaşatan insanlar yok mu?

Elbette var; hem de milyonlarcası…

Ancak kötülüğün sesi o kadar baskınlaştı ki iyiler susuyor, geri çekiliyor, sessizliğe gömülüyor. Toplumda bir çözülme, bir çürüme yaşanıyor ve bu olumsuz etkileşim her geçen gün daha da derinleşiyor.

Canlar yakan, acılar bırakan bir şiddet sarmalı giderek büyüyor. Ahlaksızlık, vicdansızlık ve merhametsizlik; sanki bulaşıcı bir hastalık gibi toplumun damarlarına yayılıyor. İletişim teknolojisinin ulaştığı noktada, ülkenin neresinde yaşanırsa yaşansın bir olay; anında ekranlara, sosyal medyaya, telefonlara, hatta akıllı saatlere düşüyor.

Üst üste gelen bu tür haberler, en sağlam psikolojileri bile sarsmaya yetiyor.

Trafikte çalınan bir korna ya da yakılan bir selektörle başlayıp ölüm ya da yaralanmayla sonuçlanan kavgalar… Yolda “yan baktın” ya da “tipini beğenmedim” diye başlayan tartışmalar… Apartmanlarda gürültü yüzünden patlak veren çatışmalar… Esnaflar arasında rekabetten doğan gerilimler… Okullarda öğretmene ya da öğrenciye yönelen şiddet… Hastanelerde sağlık çalışanlarına yapılan saldırılar… Hepsi, aynı şiddet zincirinin birbirini besleyen halkalarına dönüşmüş durumda.

Geçtiğimiz gün memleketim Kayseri’de yaşanan bir olay, kötülüğün artık kutsal mekânlara bile sızdığını; insanların ölçü ve sınır duygusunu kaybettiğini acı........

© Türkgün