menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Berlin çiftliği, Ankara dekarı konuşuyor!

24 0
22.09.2026

Tarım politikalarını yalnızca “çiftçiye kaç lira destek verildi?” sorusuyla değerlendirmek eksik kalıyor. Asıl mesele; üreticinin gelecek yıl tarlasına ne ekeceğini, hangi maliyetle üreteceğini ve bir krizle karşılaştığında devletin yanında olup olmayacağını bilmesidir. Yani mesele sadece destek değil; sürdürülebilirlik, öngörülebilirlik ve sahaya dokunabilmektir.

Türkiye ile Almanya’nın 2026 yılında ortaya koyduğu iki farklı yaklaşım, tam da bu noktada üzerinde düşünmeye değer bir tablo sunuyor.

Türkiye, son yıllarda önemli bir değişikliğe giderek bitkisel üretim desteklerini ilk kez üç yıllık bir perspektife taşıdı. Temel destek, planlı üretim desteği ve üretimi geliştirme destekleri üzerinden oluşturulan sistemle üreticinin ekim kararından önce ne kadar destek alacağını görmesi amaçlandı. Bu, geçmişte sıkça eleştirdiğimiz “önce ek, sonra desteği öğren” anlayışından daha doğru bir noktadır. 

Son yapılan güncellemeyle 2026 yılı destek katsayısı 310 liradan 367 TL/dekara, 2027 için ise 442 TL/dekara çıkarıldı. Buğday, arpa ve dane mısırda toplam temel ve planlı üretim desteği 954 TL/dekara yükseltilirken 2027 rakamı 1.149 TL olarak açıklandı. Mercimek ve nohutta 2027 desteği 1.326 TL/dekara, pamukta 1.989 TL/dekara ulaşıyor. Buzağı desteğinin 2.000 TL’ye, kuzu-oğlak desteğinin 430 TL’ye, çoban desteğinin 116.100 TL’ye çıkarılması da üreticinin artan maliyetlerinin görüldüğünü gösteriyor. 

Bunları küçümsemek doğru olmaz. Özellikle desteklerin üretim öncesinde açıklanması ve planlı üretimin havza ve ürün bazında teşvik edilmesi, Türkiye açısından önemli bir zihniyet değişimidir. Su kısıtı bulunan bölgelerde ürün deseninin desteklerle yönlendirilmesi de sürdürülebilirlik açısından doğru bir........

© Türkgün