menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mizan / Entelektüel Miyopluk

33 0
05.03.2026

"Bir musibetten mucizeye yolculuk..." ​Adına ne derseniz deyin yaşanan onca sıkıntı, kötülük, felaket, musibet karşısında ne sebebini merak ediyor ne de çıkış yolunu arıyoruz ki, "Neden?" ya da "Nasıl?" diyemeyen bu acizliğimizi inkâr da beyhude gibi... ​Bakınız, Bir şairin şiir, bir yazarın öykü yazarken ve okurken; Bir ressamın resim yaparken ya da başka bir resme bakarken hep düşünmediğini mi sanıyorsunuz? Sen! Düşünmeden konuşabilir, eleştirebilir ya da birini sevebilir misin? Bilmelisin ki, daha "ağzını açmadan önce beyninde şekillenir o sözler..."¹ ​Nasıl ki, Çorak iklimde iyi ürünün yetiş(e)meyeceği toprağın kaderi ise zihnimizin de kaderi olmuş hayata "miyop gözlüğü" takarak bakmaktan ne “ben” olabiliyoruz ne de "biz"... ​Taa asırlar öncesinden Batı felsefesinin kurucu ismi Platon, “İnsanlığın mutluluğu için ya filozoflar devlet başkanı olmalı ya da devlet adamları felsefe öğrenmelidir” derken; kararların günlük oy kaygısı veya kısa vadeli kârlara göre değil de etik, adil ve uzun vadeli verilmesi gerektiğinin altını çizmiş. Öte yandan Goethe de “En önemli şeyler asla en önemsizlerin insafına bırakılmamalıdır” demiş ama bilgeliğin kovulduğu, burnunun ucunu görürken ufuktaki yangının görmezden gelindiği ve “para var, güç var” egosunun altında ezilen insanoğlunu görünce; bu miyopluğun adeta bir dünya görüşü haline geldiği bir düzenden de söz edebiliriz ki, bu ahval ve şerait içinde; Acaba! "İnsanlığı nasıl kurtarabiliriz?" diye de sormak gerektiğine inanıyorum. ​Değerli okurlar, Bir an için, İngiliz biyolog Charles Darwin, “Ne en güçlü olan ne de en zeki olan; değişime en çok uyum sağlayan hayatta kalır” derken, şimdi nefes aldığının bile farkında olmayan bir "toplum" düşünün... ​Bu; artık nasihatlerin bittiği, “bir musibet bin nasihatten evladır” diyerek sadece sistemin değil, insanın da rehabilitesini gerektiren acil bir durum değil midir? Hatta, Devletin ve bireyin kendi içinde tutarlılığı oluştur(a)madığı ya da koru(ya)madığı her sistem çürümeye mahkûm olmaz mı? ​İşte, toplumsal erdem ve ahlak üzerine kurulu yönetim anlayışının öncülerinden........

© Toplumsal