menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kazanan Konuşur, Tarih Yazılır

16 0
01.04.2026

Tarih dedikleri şey, kazananların yazdığı bir romandır. Türü ne mi? Fantastik. Okurken hep bir şeylerin eksik kaldığını hissedersiniz; çünkü gerçekle kurduğu ilişki gevşek, zaferle kurduğu ilişki ise mutlak bir itaattir. Kaybedenler bu anlatıda genellikle sayfa kenarlarına “bakınız: öteki” notuyla düşülmüş silik dipnotlardır. Bazen öyle bir sessizliğe gömülürler ki biri çıkıp “Siz orada mıydınız gerçekten?” diye sorsa şu cevabı verirler: “Vardık… ama bizi tarihin kurgusunda teknik bir kusur sandılar.”

Eğer tarih, galip gelenlerin kütüphanesinde ciltlenmiş bir hikâyeyse, o kütüphanenin mahzenlerinde yankılanan sessizliği sormak gerekir. Evrenin en eski bilmecelerinden biridir bu: Kaybedenlerin sesi nereye gider? Zafer naralarının sağır edici gürültüsü arasında kaybolan bu fısıltılar gerçekten mi susturulmuştur, yoksa biz mi kulaklarımızı o “rahat nizamın” frekansına sabitlemişizdir?

Kazananların hikâyeleri her zaman daha parlak, daha gürültülü ve daha uyumludur. Tarihin yazılma süreci adeta sosyal bir doğal seçilim gibidir. Kazananlar, adaptasyon yetenekleri ve “propagandist fitness”ları sayesinde hayatta kalır; kaybedenler ise bu acımasız eleğin dışında bırakılır. Tarihin DNA’sı çoğu zaman yalnızca galibin genlerini taşır. Kaybedenlerin anlatısı ise mutasyona uğramış bir hücre gibi resmî tarihe eklemlense bile artık tanınmaz, yabancılaşmış bir formdadır. Belki de yanılan Darwin’dir: Hayatta kalan en güçlü değil, sesi en çok alanı kaplayandır.

Bu sessizliğin kalıcı olmasının ilk nedeni zihinsel bir enerji tasarrufu prensibidir. Kaybeden halkların hikâyeleri karmaşıktır, grilerle doludur ve........

© Tigris Haber