menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MANİSA SOHBETLERİ.6 (Son bölüm) PROF. DR. İSMAİL YAKIT BEYDEN DİNLEDİKLERİM.4

22 0
09.08.2026

MANİSA SOHBETLERİ.6 (Son bölüm)

PROF. DR. İSMAİL YAKIT BEYDEN DİNLEDİKLERİM.4

(Önsöz: Yazıyı uzun bulup okumaktan vazgeçene derim ki; “Etrafımızda duymadığımız sesler, görmediğimiz nesne, durum ve olaylar vardır." Duymak ve görmek için; biraz dikkat, biraz sükûnet, biraz yavaşlamak gerek. Yunus gibi ”Derdim vardır, inilerim” diyenlere selam olsun. Metin içinde çok ilginç bilgilerle karşılaşacaksınız. Yazı 12.06.2026 günkü konferansta dinlediklerim ve anladıklarım üzerine kaleme alınmıştır. Konu bütünlüğü için diğer bölümlerin de okunması önerilir. Saygılarımla. Dr.SSİ)

KURANI KERİM’İ KİTAP (MUSHAF) HALİNE KİM GETİRDİ?

Kuranı Kerim’i mushaf (toplanmış sayfalar /kitap) haline getiren Hz. Peygamberdir. En tehlikeli yalan, yarısı doğru olan yalandır. Malum Ramazan ayında bir mukabele (karşılaştırma) geleneği vardır. Bu, Cebrail ile Hz. Peygamber’in inen Kuran Kerimi kontrol etmek anlamında tekrarıdır, diyebiliriz. O zamanki mukabele de, şu anda mevcut Kuranı Kerim’in düzen ve sırasına göre yapılmıştır, diyor konuşmacı.

42 adet vahiy kâtibi var olduğunu söylüyor kaynaklar. Vahiy herhangi bir yer ve zamanda; evde, seferde, mescitte gelebilirdi. Kâtipler yanlarında bulunan herhangi bir şeye, bu deri, tahta, hatta taş bile olabilirdi, yazarlar; sonra evlerine gidince onu deriye aktarırlardı. İlk günün hatırası olarak da bunları, ilk yazdıkları malzemeyi hatıra olarak saklarlardı. Burada bir tehlike ortaya çıkmış.

VAHİY KATİPLERİ DÜŞMAN ELİNE DÜŞERSE

Konu şu: Vahiy kâtipleri bir savaşta düşman eline düşerse, yanlarındaki bu ilk nüsha düşman eline geçebilir. Onlar da yazıya küçük bir veya birkaç harf eklemek veya silmek şeklinde metne müdahale ederlerse, ayetin anlamı değişir, belki de tam ters hale gelir. Bazen vahiy kâtibi yazdıkları ayeti, kendi kabilesinin şivesine göre not edebilme tehlikesi bile vardı. Hatta zaman zaman yazılanları ezberleyen, bir iç denetim sistemi de olan hafızlık kurumu vardı. Ancak onlardan da savaşlarda şehit olan çok oluyordu.

TEDBİR ALMAZSAK NE OLUR? / PARÇALAR TOPLANIYOR

Bunu ilk fark eden de Hz Ömer deniyor. Hz. Ebubekir’e giderek konuyu izah ediyor. Tedbir almaz isek Kuranı Kerim de Tevrat’ın, İncil’in düştüğü duruma düşebilir diyor. İkna ediyor; teklifi kabul ediliyor ve Zeyd bin Sabit başkanlığında bir kurul oluşturuluyor. Herkes elinde bulundurduğu Kuran Kerim parçalarını getirecek ve iki de şahit gösterecek, diye ilan ediliyor vahiy kâtiplerine hitaben. Aksi halde getirilen bu parçanın Kuran’a ait olduğunu kabul etmeyeceğiz diyorlar. Hafızlara da gelen malzemeleri ezberleri ile kontrol ettiriyorlar. Sonra getirilen o parçaları hepsini yaktırıyorlar. Geriye Hz. Peygamberin terkip ettiği mushaf kalıyor.

HZ.ALİ 'DEN BİR ÇALIŞMA

Hz. Ali de çok güzel bir çalışma yaptırmış. Kuranı Kerim’i iniş sırasına göre sıralayan bir çalışması oldu, diyor konuşmacı. İkilik olmasın diye sonradan bunu yaktırıyor. Hz. Ali'nin düzenlemesindeki ayet metinleri ve kelimeler, bugün tüm dünyadaki Müslümanların elinde bulunan Kur'an-ı Kerim ile birebir aynı idi. Değişiklik sadece surelerin diziliş sırasında ve metnin kenarına düşülen “satır arası” da denen tefsir........

© tarihistan.org