menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erdoğan 2025'te virajı aldı, 2026'da rampaya saracak

58 17
28.12.2025

Diğer

28 Aralık 2025

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan

Erdoğan 2025 yılı boyunca aldığı geniş dış politika virajını nihayet tamamladı. Türkiye’nin çevresini saran Ukrayna, Azerbaycan-Ermenistan, İran nükleer, Irak-seçimler ve PKK, Suriye, Gazze-İsrail, Lübnan-Hizbullah “dosyalarının” getirdiği jeopolitik önemi kendi alaturka tek adam rejimine “meşruiyet” kazandırmak için araçsallaştırdı. Bu durumdan ve bağlamdan kendine bir nevi “kartvizit” çıkardı.

Erdoğan, Putin ile yaptığı gibi Trump’la da (Fidan’ın deyimiyle) yürüttüğü “kişisel dostluk diplomasisinin” sırtına bütün dış politika sermayesini yükledi. Esasen geride bıraktığımız 2025, Trump’ın görevi devralıp, ABD başkanlığı koltuğuna oturmasıyla başladı. Bu da ondan sonra olacak her şeyi belirleyen andı. “Trump 2.0” yönetimiyle birlikte dünyada bir devir kapandı. Yenisinin neye benzeyeceği ise henüz belirsiz.

Fakat Ankara’dan bakışla “viraj almak” mecazını sürdürürsek, bu defa kamyoncu deyişiyle Erdoğan’ın 2026’da “rampaya saracağını” da öngörebiliriz. “Bu motor bu yükü çeker mi, yoksa uzak olmayan bir gelecekte su mu kaynatır” onu da anlayacağız. Çünkü her iki muhatap için de yani hem Putin hem Trump için de kişisel dostluğun ötesinde artık “boş gelen tepsiyi, dolu gönderme” dönemine girildi. Ve “ikisi bir arada hem de bedava” seçeneği masada yok.

Doğru, Ankara’da ayaklar nihayet suya ermişe benzer. Ama bu dışa dönük veya dışarıdan burada ne olduğuna ne yapıldığına bakanların gözlemleyebileceği bir durum. İçeride ise Erdoğan’ın dış politikaya ilişkin gözbağcılık gösterisi hız kesmeden sürüyor. “Nasılsa ne atarsam gidiyor” yaklaşımına dayanan pazarlama performansı da öyle. Algı olgunun önünde, söylem ile eylem makası alabildiğine açık.

Peş peşe Ankara’ya gelenlerden Almanya Şansölyesi Merz, yasadışı göçmen seddi ve deposu işlevinin “ücreti mukabili” süreceği müjdesiyle uğurlandı. İngiltere Başbakanı Starmer, Eurofighter Typhoon satışı coşkusuyla daha Esenboğa’da neredeyse zil takıp oynadı. Beyaz Saray’da sırt sıvazlama, sandalye çekme görüntülerinden “itibar” devşirildi. Şarm el Şeyh’te Macron’la kucaklaşmaların, şakalaşmaların ardından Katar Emiri ve Mısır Cumhurbaşkanıyla masadan poz verildi.

Oysa diplomasi bir “fotoğraf albümü” değil. AB üyeliği bir yana ne vizesiz seyahat, ne Gümrük Birliği güncellemesinden, ne SAFE’ten yararlanmaktan haber var. Kendi başımıza ördüğümüz S-400 meselesi çözülmeden ne F-35, ne F-16 geliyor. CAATSA/NDAA yaptırımları kalkmadan MMU KAAN için GE F-110 motoru yok. Kongre engelinin aşılması dişlerin sıkılıp İsrail’le ilişkilerin bir ölçüde normalleştirilmesine bağlı. Üstelik küresel piyasalardan kaynak bulmak olağanüstü pahalı.

Erdoğan yönetiminde siyaset gibi diplomasi de salt “performans sanatı” görünümünde. Kurnazlıkla “al-ver” üzerinden meselelere yaklaşmak “stratejik akıl” sanılıyor. Kurumsal kimlik, tarihsel yönelim, stratejik vizyon, evrensel değerler,........

© T24