Bir bayram sabahına uyanmak ve utanmak
Bayramın üç gün süreceğini biliyorsunuz. Bayramda hangi yol ve köprülerin ücretsiz olacağını da biliyorsunuz. Bayramda yurt genelinde havanın nasıl olacağından da haberiniz var.
Peki bilmedikleriniz, aklınıza getirmedikleriniz, düşünmek istemedikleriniz?
Yarın sizin muhtemelen neşeyle uyanacağınız bayram sabahı kimler için kâbus gibi bir sabah olacak onu daha bilmiyorsunuz.
Geçen bayramdan bu bayrama bu ülkede, yaklaşık 500 bebek ailesi tarafından terk edildi. Bu bayramda da muhtemelen bir gün ailelerinin terk edeceği onlarca çocuk hayata gözünü açacak. Sizin onlardan hiç ama hiç haberiniz olmayacak. Tüm çocukların güvenli evlerde sevgi dolu ortamlarda büyüdüğüne inanmak isteyeceksiniz. İşlek bir caddede annesinin az önce elini bırakılarak terk ediverdiğini fark bile etmediğiniz bir çocuğun yanından kendi çocuğunuzun elini sıkıca tutarak geçip gideceksiniz.
Geçen bayramdan bu bayrama, bu ülkede yaklaşık 200 bin çocuk suça karıştı. Yarın da birtakım küçük çocuklar bayram sabahına uyanacaklar ve potansiyel suçlular olarak sokaklara dağılacaklar. Hiç tanımadıkları birilerini parası için ya da sırf öfkeden boğazından, karnından, kalbinden bıçaklayacaklar. Haberlerde duyacaksınız, “Bu caniler az ceza alıyorlar yine aramıza dönüyorlar” diye söylenerek çocuk nedir, suç nedir hiç umursamadan burnunuzdan soluyacaksınız.
Geçen bayramdan bu bayrama, bu ülkede yaklaşık 30 bin insan daha çeşitli nedenlerle evsiz kaldı. Siz yarın bayram sabahına evinizde uyanacaksınız ve bayramı da herhangi bir gün gibi kaldırımlarda yatarak ve çöplerde yemek arayarak geçiren kir pas içindeki insanların yanından her şey yolundaymış gibi geçip gitmeye devam edeceksiniz.
Geçen bayramdan bu bayrama, bu ülkede yaklaşık 400 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Yarın bayram sabahına uyandığını zanneden bir kadın belki de eceline uyanacak. Kim bilir kaç erkek daha bu bayram sabahı bir kadını öldürmeyi aklına koyacak. Kim bilir kaç kadın daha öldürülme korkusuyla karakollara koşacak ve kim bilir kaç kadın daha gerekli önlemler alınmadığı için yine erkek şiddetine maruz kalacak. Çoğunu sizin ruhunuz bile duymayacak.
Geçen bayramdan bu bayrama, bu ülkede yaklaşık 4 bin 500 yüz insan yaşadığı hayata dayanamayıp intihar etti. Yarın sizin gibi bayram sabahına uyanan biri kendini asacak, bir diğeri şakağına tabanca dayayacak, öbürü köprüden atlayacak, kendini raylara atanlar olacak… Kimi ruhsal sıkıntıdan, kimi çaresizlikten, kimi korkudan. Bazılarını duyacaksınız, yakınlarınızın başına gelmesin diye tahtaya vuracaksınız.
Yarın, bayramın ilk sabahında bu ülkede hâlâ bayram tatili yapabilenlerin, bayram alışverişine çıkabilenlerin, bayramda eğlenebilenlerin neşesiyle, bir otobüs bileti dahi alamadığı için yerinden kıpırdayamayanların, değil bayram sofrası kurmak doğru dürüst karnını bile doyuramayanların, bayram alışverişini rüyasında bile göremeden devamlı cebindeki bozuklukları sayarak ve ödeyemediği borçların altında ufalıp ufalıp yok olarak yaşamaya çalışanların çaresizliği birbirine değmeden teğet geçecek.
Ve komşu ülkeye bir füze daha düşecek.
Savaşlardan olağan bir şeymiş gibi bahsedenler, savaşın bayrama rağmen devam etmesinden sanki olağanüstü bir durummuş gibi bahsedecekler.
Ve bayramda da çocuk öldürmeye devam eden düşmanı beddualarla lanetleyerek atılan füzeleri yıkılan binaları listeleyecekler.
Yarın bu ülke demokrasinin, laikliğin, hukukun ve halk iradesinin sistematik bir biçimde hiçe sayıldığı bir bayram sabahına uyanacak.
Bu ülke yarın bir sendika başkanının sırf; “Barikatları işçilere değil, patronlara kurun. Bu öfke birikiyor.
Bu adaletsizliğe her gün yenilerini ekleyerek, işçilerin yüreğinde öfke ve isyan biriktiriyorsunuz. Yapmayın, altında kalırsınız. İşçinin mesai ve zam farklarını bir an önce ödeyin. İşçileri tehdit etmekten vazgeçin.
İşçileri insan yerine koymayı öğrenin” dediği için “halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu” işlediği iddiasıyla tutuklanabildiği bir bayram sabahına uyanacak.
Bu ülke düştüğü derin gafletten ne zaman utanacak ve uyanacak?
