2026: Güç geri döndü, merhaba The Mandalorian and Grogu
Oturun çocuklar. Galaksinin uzak bir köşesinden değil, İstanbul’dan ve 2026’dan bildiriyorum. Star Wars, 7 yıllık sinema orucunu bozdu. Disney ’ta battaniye altında izlediğimiz, kimi çok harika kimisi “eh, o kadar da harika değil” spin offların, evrendeki diğer yapımların ve klasik üçlemenin ötesine geçiyor, beyazperdeye, yani hikayenin asıl evine dönüyoruz. İşte şimdi Güç bizimle!
Lucasfilm ilk kez “en garanti” kartını oynadı. Yeni bir Jedi düzeni ve evreni baştan yazmak yerine en çok sevilen ikiliyi alıp sinema ekranına taşıdı. Risk sıfır, beklenti tavan. Bakın, bu bir deneme sürümü değil. Bu, Mando-verse dediğimiz Grogu-Ahsoka-Thrawn üçgeninin finaline giden yolun ilk kilometre taşı. Dave Filoni’nin yıllardır ördüğü o büyük “Avengers tarzı” crossover’a pist yapılıyor. 2026, 2027’de çıkması planlanan Starfighter filmine ve “A New Hope”un 50. yılına (Evet, 50. yıl!!) ısınma turu.
Kısacası 2026, kanepenizden kalkın, kumandayı, laptop’ı, telefonu bırakın, sinema biletinizi alın. 2026, gücü hatırlama yılı.
Neden hâlâ Star Wars?
Gelelim en sevdiğim kısma. Star Wars’u Marvel’dan ayıran şey şu: Marvel eğlendirir, Star Wars inandırır. Umuda, güce, iyinin kazanacağına inandırır. George Lucas’ın yaptığı iş, Joseph Campbell’ın “Kahramanın Yolculuğu”nu uzaya taşımaktı. Baba-oğul meselesi, iyi-kötü seçimi, kurtuluş. Bunlar çok kullanılmış, 4000 yıllık hikayeler. Işın kılıcı sadece bir ambalaj. Asıl mesele, bunları anlatma tarzı ve doğru oyuncuları bir araya getirmek.
“How Star Wars Conquered the Universe” kitabının yazarı Chris Taylor’ın çok doğru bri tespiti var: “Star Wars, küresel kültürün ilk ortak miti.” Masallar gibi, mitoloji gibi evriliyor. Othello 500 yıldır yaşıyorsa, Luke’un hikayesi de 500 yıl yaşar. Çünkü mesele baba-oğul ilişkisi değil, mesele umut.........© T24
