Ne İzleyelim?
Love Story: John F. Kennedy Jr. & Carolyn Bessette (Disney+): Popüler kültürün obsesyon sırası Carolyn Bessette ve John F. Kennedy Jr’a geldi. 1999’da bir uçak kazasında ölen ikonik çift, bir kaybolan ihtimaller sembolü olarak Amerikan toplumsal belleğinde kazılıydı. Ryan Murphy’nin yarattığı mini dizi ile nihayet birer televizyon karakterine dönüştüler. Kennedy ailesinden izin alınmadan ve ailenin yeni prensi Jack Schlossberg’in “ismimiz üstünden para kazanıyorlar” itirazlarının gölgesinde yayınlanan dizinin başrollerinde Sarah Pidgeon ve Paul Anthony Kelly var. Pidgeon ve Kelly arasındaki kimya, ne yazık ki çiftin paparazzi fotoğraflarından fışkıranın onda biri bile değil. Jackie Kennedy Onassis rolündeki Naomi Watts da dizinin IMDb puanının yükselmesine yardımcı olmuyor. Ama dert değil. Çünkü burada esas başrol Bessette’in sayısız Pinterest panosuna ilham veren minimalist 90’lar gardrobu ve o gardrobun gezdiği New York sokakları. Nötr renkler, düz kesimler, kaplumbağa kabuğu taçlar, kemerli paltolar ve kalem etekler. “Tek bir Prada sandaletin Tribeca Arnavut kaldırımlarında çıkardığı tıkırtı sesi için dizi izlenir mi?” derseniz, cevabım evet.
Love Story
Reality Check: Inside America’s Next Top Model (Netflix): Doksanlar minimalizminden kaçmak isterseniz sizi 2000’ler kaosuna alalım. 2003-2018 yılları arasında 24 sezonla televizyonu domine eden America’s Next Top Model (ANTP) ve bıraktığı toksik miras bu belgeselde canlanıyor. Şovun yaratıcısı ve yüzü Tyra Banks, olayların bir numaralı sorumlusu olarak bir sandalyede hesap veriyor. Eski yarışmacılar, jüri üyeleri ve yapımcılar da konuya kendi taraflarından dahil oluyor. Olaylardan kastım, izlendiği yılların televizyon kültüründe bol reyting getiren ama program pandemide yeni nesiller tarafından keşfedilince konuşulmaya başlanan çeşit çeşit zorbalıklar. Neden bir yarışmacıya çığlık çığlığa bağırdınız? Neden annesi silahla vurulmuş bir yarışmacıyı silah şiddeti konulu bir çekim yapmaya zorladınız? Neden sıfır beden olmayan yarışmacıları aşağıladınız? Neden programın başından beri yer alan jüri üyelerini bir haber bile vermeden kovdunuz? Banks bu sorulara ve fazlasına cevap veriyor veya “veriyormuş gibi” yapıyor. İkna olup olmamak size kalmış, ama 2000’ler çocuğu olan herkesin bu belgeselde bir şeyler bulacağı kesin.
Reality Check: Inside America’s Next Top Model
Neighbors (HBO MAX): Pandemide ANTP izlemediyseniz, illa ki Tiger King izlemişsinizdir. İşte Neighbors tam o tatta ve delilikte bir belgesel-dizi. Robert Redford’un torunu Dylan Redford (hayır dedesi kadar yakışıklı değil) ve kankası Harrison Fishman pandemi boyunca YouTube’dan komşu kavgalarını izleyip birbirlerine yolluyorlar. En sonunda da bu deliliklerin belgeselini yapmaya karar veriyorlar. Yanlarına yapımcı olarak bağımsız filmin kralı A24’ü ve kaos anlatma şampiyonu Josh Safdie’yi alıp işe koyuluyorlar. Florida’da deniz kenarında yaşayan zengin amcalarla “plajlar kamu malıdır” diyen aktivistler, Philadelphia’da bahçesini bir kedi barınağına dönüştürmüş teyze ve onun bu duruma artık dayanamayan komşusu, “bomboş arazide kimse olmadan yaşarım” diye Indiana’ya taşınan deli amca ve onun bahçesine at çiftliği kuran daha deli öbür amca ve benzerleri, bu belgeselin konuları. Elbette konular hiçbir zaman sadece bir kedi veya sadece bir bahçe değil. Siyasi görüş farkları ve sosyal medyada kazanılmaya çalışılan ün, çoğu zaman bu kavgaların can suyu. Komşuluğun bir sosyal can simidi olmak yerine dünyayı saran kutuplaşma ve nefretin en mikro temsili olarak var olduğu bu belgesel ise, bu yıl izlediğim en iyi şeylerden biri.
Neighbors
DTF ST Louis (HBO Max-2 Mart): Komşuluk gibi arkadaşlık da giderek yok olan sosyal can simitlerinden. Özellikle orta yaşlı heteroseksüel erkekler hayatı gerçek bir yakın arkadaşları olmadan yaşıyor, acısını da dünyadan çıkarıyor. DTF St Louis, arkadaşsız iki erkeğin birbirlerini bulmalarını ve akabinde hayatlarının istemsizce tepetaklak oluşunu anlatan bir drama-komedi. Clark Forrest (Jason Bateman) yerel bir kanalda hava durumu sunucusu, Floyd Smernitch (David Harbour) da onun işaret dili tercümanı. Zaman içinde Clark, Floyd’un karısı Carol (Linda Cardellini) ile bir ilişkiye başlıyor ve bir süre sonra Floyd ölü bulunuyor. İşin içine evli çiftlerin birbirlerini aldatmak için kullandığı DTF St Louis isimli bir ilişki aplikasyonu da dahil olunca işler iyice karışıyor. Steve Conrad’ın yazıp yönettiği ve hem Harbour hem Bateman’ın yapımcı olarak yer aldığı dizinin en ilginç tarafı, David Harbour’un da çok kısa zaman önce karısı Lily Allen’dan bir ilişki aplikasyonunda kurduğu ilişkiler sebebiyle ayrılmış olması.
DTF ST Louis
Rooster (HBO Max-9 Mart): Steve Carell’in yeni dizisi Rooster da bir aldatma hikayesiyle başlıyor. Greg Russo (Carell), Rooster isimli popüler bir roman serisinin yazarı. Romanın kahramanı maceradan maceraya koşan bir Indiana Jones benzeri. Greg ünlü bir akademisyen olan karısından boşanmış ve yazdığı kitaplarla ilgili hafif bir aşağılık kompleksi var. Kızı Katie (Charly Clive) de prestijli bir üniversitede hoca ve kocası (Phil Dunster) tarafından aldatılıyor. Katie yanlışlıkla eski kocasının evini ateşe veriyor ve dizi bu ya, okul Greg’in hocalık pozisyonunu kabul etmesi karşılığında kızını kovmaktan vazgeçeceklerini söylüyor. Böylece baba kız aynı kampüste hem yaşayıp hem çalışmaya başlıyorlar. Tam burada dizinin yaratıcısının Bill Lawrence olduğunu söylemeliyim. Ted Lasso ve Shrinking gibi iyi kalpli orta yaşlı erkeklerin ikinci bahar hikayelerinin yaratıcısı Lawrence, burada da benzer iyicillikte bir dil tutturuyor. Dizi Carell’in karakterinin yeniden aşkı bulmasını, öğrencilerle bir bağ kurup okuyamadığı üniversite yıllarını yeniden yaşamasını ve bu sırada kızıyla ilişkisini de sağlamlaştırmasını, çok iyi bir ensemble oyuncu kadrosu eşliğinde anlatıyor. Bu Carell’in The Office’den beri oynadığı en başarılı komedi ve hocaların öğrencilerle yaptığı aktiviteler (saunaya girmek, birbirini çıplak görmek, partilemek, aynı evde yaşamak) sorunlu bulunmadığı takdirde uzun sezonlar devam etme potansiyeli taşıyor.
Rooster
Sırat (MUBI): İzleme listemizi bir filmle kapatalım. Óliver Laxe 'ın Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü alan ve İspanya adına En İyi Uluslararası Film Oscar’ına aday olan Sırat filmi, adından da anlayabileceğiniz gibi bir "sırat köprüsü" hikayesi. Dünyanın sonlarında, üçüncü dünya savaşının başlarındayız. Bir baba (Sergi López) nicedir haber alamadığı kızını uçsuz bucaksız çöllerde ve yabancısı olduğu rave'lerde arar. Yanında küçük oğlu Esteban (Bruno Núñez Arjona) ve köpeği de vardır. Babanın kızını ararken başka uyumsuzlarla kurduğu yoldaşlık onu bambaşka yollara ve en nihayetinde "sırat köprüsünü geçmek için ne yaptın?" sorusuna çıkaracaktır. Teknoyu neredeyse bir dua aracı olarak kullanan, rave kültürüne bakışıyla taze, ses tasarımıyla büyüleyici, "hepimizi eşitleyen şey nedir?" sorusunu beklemediğiniz yerden yanıtlayan vurucu bir film.
Sırat
