menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enflasyonla eriyor, tüketimle büyüyoruz - 2

24 0
06.03.2026

Dünkü yazımda ulaştırma ve gıda enflasyonunun bütçemizi ve bizi nasıl erittiğini yazdım. Ancak bu erimenin asıl trajik kısmı, 2025’te yüzde 3,6 büyüyen bir ekonomide, sektörler arası ayrışma ve dezenflasyon politikasıyla yavaşlaması beklenen özel tüketimin canlılığı ve bu durumun nedenleridir.

Türkiye ekonomisi 2025 yılını beklenti altı büyümeyle tamamladı. GSYH, 2025 yılında bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 artarken bir önceki yıla göre yüzde 3,6 arttı.

Büyümeyi aşağı çeken ana sektör, tarım sektörü oldu. Geçen yılın her çeyreğinde daralırken, üçüncü çeyrekte yüzde 12,7 ve 2025'te yıllık yüzde 8,8 daraldı. Oysa Pandemi yılında dahi tarım sektörü büyüyordu.  

Tarım sektörünün üretim yöntemiyle GSYH içindeki bu konumu ve ard arda gelen bu daralmaların nedenlerine, piyasaya giren tarımsal ürün miktarının düşmesi ve gıda arzı/güvenliği açısından bakılmalı.

Sektördeki bu daralmalar, hava koşullarından bağımsız. Zirai don ya da aşırı yağmurun yıllarca sürmediği meteorolojik kayıtlardan görülebilir.

Gıda enflasyonundaki kısırdöngüden çıkılamıyor. Bir yandan gübre, tohum ve ilaç gibi ithal girdiler üzerindeki döviz bazlı, diğer yandan yüksek faiz ortamında finansman maliyeti yükseliyor, borçlanarak üretim zorlaşıyor. Sektördekiler üretimden çekiliyor ve üretim düştükçe fiyatlar artıyor. Yüksek fiyatlar gıdaya erişimi zorlaştırıyor.

Ayrıca tarım daraldıkça ithalata bağımlılık artıyor. Bu kez de ithal maliyeti gıda fiyatlarını daha da yukarı çekerek bir kısırdöngü yaratıyor.

Tarım sektörünün aksine büyüyen ana sektör, diğer çeyreklerde olduğu gibi inşaat oldu ve yıl genelinde yüzde 10’un üzerinde büyüdü. Gayrisafi sabit sermaye ise 2025’in tamamında büyüdü, bir önceki çeyreğe göre gerileme büyük olsa da son çeyrekteki büyüme yüzde 5,4 olarak gerçekleşti.

Gayrisafi sabit sermayede büyümenin, özellikle makine teçhizat artışı üzerinden sanayiyi desteklemesi bekleniyor. Sanayi, geçen çeyrekte yüzde 6,5 büyürken bu çeyrek yüzde 2,9 büyüdü.

Sanayide beklenen iyileşmenin gelmemesi zaten yıl boyunca eşik değer altında gelen PMI verisinden görülebilirdi. Bilgi iletişim sektöründeki büyümeyle zayıf sanayi sektörü yanında hizmetler sektörü ön plana çıktı.

Sektörler arası ayrışma üretim yöntemiyle GSYH’ye damgasını vurdu ancak harcama yöntemiyle bakınca, hanehalkı tüketiminden gelen performans, tüketerek büyüdüğümüzü bir kez daha gösterdi. Üstelik uygulamadaki dezenflasyon politikasının tersine. 

Hanehalkının nihai tüketim harcamaları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,1, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 5,2 artış gösterdi.

Hanehalkı harcamaları sadece son çeyrekte değil yılın tamamında yüksek, ancak son çeyrekte talebin daha canlı olduğu ve dezenflasyon politikasını desteklemediği anlaşılıyor.

Oysaki TCMB, “son çeyrekte talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın, sürdüğünü” ifade ediyordu. Ancak enflasyonun gelecekte yükselmeye devam edeceğine yönelik olumsuz bekleyişlerin en önemli etkisi, tüketim öne çekilmesi.

Ayrıca hanehalkı tüketim harcamalarının cari fiyatlarla GSYH içindeki payı 2025 yılında 54,4 oldu. Hanehalkı tüketiminin büyümeye katkısı yüzde 3,7 puana kadar yükseldi.

Kamu 2025’te kısmen tasarruf edebildi ki devletin nihai harcamaları son çeyrekte yüzde 0,9 azalırken 2025’in tamamında yüzde 0,8 artış gösterdi.

2025 yılında net dış talep büyümeyi yüzde 1,4 puan aşağıya çekti. İhracat yüzde 0,3 azalırken, son çeyrekteki azalış yüzde 2,3 düzeyine kadar çıktı. İthalat ise yüzde 4,9 arttı, son çeyrekte artış yüzde 3,8’di.

Büyüme ve enflasyonda hem yapısal hem de konjonktürel riskler bir arada. Hane halkı tüketimindeki hızlanmada hem dar gelirlinin borçluluğu hem de yaratılan servet transferinin tüketimi nasıl canlı tutabildiği üzerinde durulmalı.

Büyüme verisiyle sadece “tüketimle büyümenin” dezenflasyonla uyumsuzluğu ve fiyat istikrarını tehdit edici boyutunun ötesine bakmak gerek. Bir yandan dar gelirlinin kredi kartı vb. harcamalarıyla artan borçluluğunun finansal istikrara etkisi, diğer yandan servet transferinin gelir ve servet dağılımındaki adaletsizliğe etkisi görünür hale gelmiş oldu.


© T24