Son günlerin genel ve kişisel sorunları üzerine yakınmam: Hani o beklenen filmler, nerede kaldılar?
Yeni günler hiç de hoş geçmiyor. Öncelikle biz 'kaşarlanmış' eleştirmenlerin o ezeli basın gösterimleri tam anlamıyla tavsadı. Ya hiç yapılmıyor, yapılsa da karşı kıtaya alınıyor. Bu yaştan sonra bir film için Avrupa’dan Asya’ya geçecek halim yok. Her ne kadar bu işlerde büyük yardımcım olan sevgili Asya Tekyaşar bana kızsa da! (Şaka, şaka!)
Ben de elbette o klasik hayatımı sürdürüyorum. Klasik gazetelerimi okuyor (CUMHURİYET, HÜRRİYET ve SÖZCÜ), T24 için konu arıyor, yeni kitaplar hayal ediyorum. Ve beni sevenlere hemen haber vereyim: Yeni yuvam KIRMIZI KEDİ. Evet, gerçek bir kedi değil bu. (Gerçi ziyaret ettiğimizde ortalıkta birkaç kedi dolaşıp duruyordu.) Sahipleri olan Anıl Mert Özsoy’u ve emekçisi Çağatay’ı öylesine sevdik ki... Onlarla belki yeni kitaplarımız da olabilir. (Kitaplar derken, eşim Leman da artık yazar oldu. Belli mi olur?)
Ve ben özellikle CUMHURİYET’le birlikte maziye daldım, tam 100 yıl geriye gittim. Ki şu günlerde bu yıldönümü kutlanıyor. Evet, şaka değil; o gazete yalnız benim değil, birkaç kuşağın o kadar zamandır en çok okunan gazetesiydi.........
