menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünya futbol örgütünün ellerinde kan var

13 0
09.03.2026

Sporun dostluk, kardeşlik ve barış olarak tarif edilmesi uzun zamandır adeta bir alışkanlık haline gelmiştir. Ancak işin biraz daha farklı bir noktasından bakmaya başladığınız andan itibaren durumun pek de böyle gerçekleşmediği hususu ile karşı karşıya kalırsınız. Özellikle de söz konusu olan dünya futbolunun patronu pozisyonundaki FİFA ise. Öylesine büyük bir etkiye sahip olan bir organizasyondan bahsediyorsunuzdur ki bir taraftan dünyanın tüm ülkelerinde sözü geçen bir yapı olarak varlığını sürdürmektedir bir taraftan da aldığı veyahut alamadığı kararlarla var olan durumu kontrol etmektedir. İşte tam bu noktada geçmişte daha çok mali yönden yaşanan skandallar üzerinden anılan örgütün son dönemdeki başkanı İnfantino sonrasında giderek dünyanın yaşadığı tuhaflıklarda aktif rol aldığı bir yapıya dönüşmesi dikkat çekicidir. 2022 yılında Katar’da düzenlenen dünya kupasının bu ülkeye verilmesi ile başlayan ve ardından kupa oynanırken futbolcuların olası tepkilerini ortadan kaldırabilme adına getirilen sert düzenlemelerle devam eden yasakların ardında hep aynı isim vardı, başkan İnfantino. Dünya futbol tarihinin en iyi organizasyonu olarak Katar’ı vitrine çıkartmasının yanı sıra Rusya ile Ukrayna arasında başlayan savaşın daha üçüncü gününde Rus takımlarının futbol organizasyonlarından menedilmesini sağlayacak kadar sistemin önemli aparatlarından da birisiydi. Aynı kişiye İsrail’in Gazze’de yaptığı uygulamalar sonrasında organizasyonlardan menedilmesi gerekliliği hatırlatıldığında FİFA’nın jeopolitik sorunları çözme yetkisinin olmadığını açıkladığını da hatırlayalım. Yine aynı kişinin ikinci kez dünyanın her yerine kan ve gözyaşı getiren bir isme FİFA barış ödülünü verdiğini ve bu suretle de tüm dünyada yaşananlardan FİFA’yı da sorumlu hale getirdiğini eklemeliyiz.

Geçtiğimiz hafta The Guardian gazetesinde Barney Ronay Infantino’nun Trump’a olan hayranlığını eleştiren bir yazıyı kaleme aldı. Yazıda FİFA başkanının ABD başkanına yönelik dalkavukluğunun, örgütü yeni bir dip noktasına sürüklediğini ancak herhangi bir hesaplaşmanın uzak bir ihtimal olduğu belirtiliyordu. Barney Ronay’ın şu sözlerini ise son derece anlamlı bulduğumu belirtmeliyim: Spor, önemsiz şeylerin en önemlisidir. Spor, uğruna savaştığınız bir kültürün parçasıdır, ancak savaşın bir parçası değildir. Spor ayrıca kendi önemine ısrar etmeye, özellikle de kendini kandırmış bir aile Labradoru gibi her fotoğrafın önüne kendini yerleştirmeye meyillidir. Sporun uğruna savaştığınız bir kültürün parçası olduğu ifadesine dikkatinizi çekmek istiyorum. Sporu gerçekten manidar kılan hususların başında bu noktanın geldiği gerçeğini uzun zamandır görmezden geliyoruz. Bizler görmezden geldikçe de İnfontino ve benzerlerinin dünyanın her yerinde daha fazla cirit atmalarının önü açılmış oluyor. Çünkü bu kişilerin derdi futbolun veyahut sporun kendisinden ziyade onun aracılığıyla ortaya çıkan büyük getiriler üzerinden olup bitenlerle ilgili. Bu doğrultuda Barney Ronay’ın da yerinde ifadesiyle dalkavukluk, yalakalık yapmaktan çekinmiyorlar.

2026 Dünya kupası Amerika Birleşik Devletleri, Meksika ve Kanada’nın ev sahipliğinde oynanacak ve milli takımımız da bu ayın sonunda turnuvaya katılıp katılamayacağını netleştirmiş olacak. Turnuvaya katılma hakkı kazanan İran ise 28 Şubat tarihinden beri yaşanan savaşın yarattığı fiili durumla beraber şimdiden turnuvaya gitmesi mümkün olmayan bir durumun içerisine girmiş görünüyor. Zaten böylesine Amerika ve İsrail yanlısı bir FİFA yönetiminin olduğu yerde de farklı bir gelişmeyi beklemek mümkün değil. Burada dünyanın giderek yaşanan gelişmeleri seyretmenin ötesine geçemeyen bir pozisyona evrildiğini ve bu noktada birkaç ülkenin dışında ses çıkmadığını da tekrar hatırlatmalıyız. Başta Müslüman ülkeler olmak üzere yaşanan gelişmeler karşısında sessizliği tercih edenlerin ve güçlünün yanında durmak suretiyle dilsiz şeytanlara dönenleri de tarihin not ettiğini bir kez daha ekleyelim. Bu noktada daha İsrail’in Gazze’ye dönük kanlı girişimleri esnasında seslerini yükselten ve uluslararası turnuvalardan menedilmesi gerektiğini ifade eden başta İspanya olmak üzere İrlanda ve Norveç’i bu noktada kutlamak gerekiyor. İspanya’nın dünya kupasına katılmama ihtimali FİFA’nın o burnundan kıl aldırmaz halinin fena halde bozulmasına yol açacaktır.

Bir diğer paragrafı da geçtiğimiz gün ekranlarda gördüğüm ve Trump’ı alkışlamaktan mutluluk pozları veren Messi ve Suarez gibi dünyanın önde gelen futbolcularına ayırmak gerekiyor. Burada asıl ismin Messi olduğunu ve kendisinin Maradona ile kıyaslamaya kalkışanların bu görüntüler sonrasında sonsuza kadar susmaları gerektiğini belirtmeliyim. Şimdi futbolculuğu üzerinden dem vuracak olanlara da Katar’daki organizasyondaki hakem performanslarını ve FİFA’nın Messi’ye bir dünya kupası verme adına elinden geleni ardına koymadığını söylemekle yetineceğim. Messi’nin de kupa töreninde Bişti giymek suretiyle nerede durması gerektiğini net bir biçimde ispatladığını da ekleyeceğim. Bu seviyedeki futbolcuların devlet başkanlarının olduğu törenlere katılmalarında herhangi bir problem yoktur.

Asıl sorun orada nasıl bir duruş sergilemekte olduklarıdır ki Messi’nin Amerikan Kadın futbol milli takımının eski kaptanı Megan Anna Rapinoe’nun duruşunun onda birini bile gösteremediğini söylemeliyiz. Gelelim Maradona ile olan bağlantı kısmına işte tam bu noktada dünya futbol tarihinin gelmiş geçmiş en önemli futbol kişisi ile karşı karşıya olduğumuzu bu son gelişmeler bir kez daha net bir biçimde önümüze koymuş oldu. Maradona sadece futbol sahasının içindeki halleriyle değil dışındaki duruşuyla da özellikle de egemen söylemlerin karşısındaki pozisyon alışıyla da farklı bir isimdi. Messi’nin futbolculuğuna ilişkin karşılaştırmaların yapılmaya devam edeceği aşikâr ancak Messi denilen kişiden özellikle sahanın dışında bir Maradona yaratılamayacağı gerçeği de aşikardır. Maradona futbol tarihinin hiç kapanmayacak olan ve her zaman adından söz ettirecek olan yegâne ismidir. Messi ve diğerleri ise sadece onun arkasındaki saha içi yıldızlardan ibarettirler. Futbolun sadece futbol olmadığı lafını sürekli kullananların biraz da futbolun siyaset ile bu kadar hemhal edilmesi karşısında da laf etmeleri gerekmez mi acaba? Dünyanın futbol örgütü FİFA her fırsatta dünyaya kan ve gözyaşı getirenlerin yanında yer almaya devam ediyor.

Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Prof.Dr. Tayfun Amman hocamızı rahmetle anıyorum. Kendisi ülkemizdeki spor sosyolojisi alanında önemli katkılar sağlayan ve çalışmaları ile yol gösteren isimlerden bir tanesiydi. Nurlar içinde yatsın. Allah mekanını cennet eylesin.


© T24