menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Epstein

690 155
06.02.2026

Küresel sapıklık organizasyonu Epstein’in bağlantıları, Türkiye dahil pek çok ülkede sarsıntı yaratmaya devam ediyor, en ciddi yansımalardan biri İngiltere’de yaşanıyor.

Kral Charles’ın kardeşi, prens Andrew’ün, Epstein’in en yakın arkadaşlarından biri olduğu ortaya çıktı, afişe olan fotoğraflarla resmen suçüstü yakalandı. Epstein kurbanı küçük kızlar, prens Andrew’e “seks kölesi” olarak gönderildiklerini anlattılar, prensin ikametgahı olan Windsor Kalesi içindeki 30 odalı Royal Lodge denilen malikanesinde birlikte olduklarını, New York’ta birlikte olduklarını, Epstein’in adasında birlikte olduklarını anlattılar.

Bu kepazelikler afişe olunca, Prens Andrew’ün asalet unvanları, askeri unvanları, bizzat ağabeyi Kral Charles tarafından geri alındı, kraliyetten ve kraliyet mülklerinden kovuldu, madalyaları geri alındı, İngiltere’nin prensiydi, İngiltere’nin en nefret edilen insanı haline geldi.

Buraya kadar anlattıklarım, İngiltere’yle alakalı gibi görünüyor. Halbuki... Bu anlattıklarım aslında, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk insanını, çoook yakından ilgilendiriyor.

Nasıl mı?

15 Mayıs 1919.

Sabah saat 7’ydi.

Türk milletinin kader anıydı.

Yunanistan, Troya Savaşı’ndan üç bin yıl sonra Anadolu topraklarına asker çıkardı, İzmir işgal edildi.

Megali İdea’nın ilk hamlesini gerçekleştirmişlerdi.

Megali İdea... Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethedip, Bizans İmparatorluğu’na son verdiği günden beri hayalini kurdukları “büyük fikir”di.

Efsaneye göre, Bizans imparatoru Konstantin ölmemiş, mermerleşmişti, bir melek tarafından Türklerin adım atamayacağı bir mağaraya götürülmüştü, orada uykuya dalmıştı, bir gün, bir başka melek gelecek, imparatora kılıcını getirecek, onu uyandıracak ve imparator Konstantin de Konstantinopolis’i Türklerden geri alacaktı.

Yunan kilisesi tarafından “megali idea” olarak kuşaktan kuşağa aktarılan, fanatik papazlar tarafından Yunan halkının beynine adeta çivi gibi saplanan “büyük fikir” işte buydu.

Megali İdea’ya göre, Bizans kültüründe sözü edilen toprakların tamamı, Helen uygarlığının mirasıydı, Yunanistan’ın hakkıydı, İzmir’in işgali sadece başlangıçtı, İstanbul yetmezdi, Ege, Trakya, Karadeniz yetmezdi, “büyük fikir”e göre, Anadolu’nun yarısından fazlası Yunanistan’ın olacaktı.

Yunan kralı Konstantin işte bu duygularla İzmir’e geldi, Kordon’da karaya ayak bastı, kendisini Aslan Yürekli Richard gibi hissediyordu.

Çünkü... İngiltere’nin efsanevi kralı Aslan Yürekli Richard, 1190 yılında, Selahaddin Eyyubi’yle vuruşup Kudüs’ü almak üzere, üçüncü haçlı seferine katılmıştı, 650 şövalyeden oluşan ordusuyla Marsilya üzerinden gemilerle yola çıkmış, İzmir’e gelmiş, Anadolu topraklarına bugünkü Kordon’da ayak basmış, ordusunun karargahını bugünkü Karşıyaka’da kurmuştu.

Karşıyaka’nın eski adı Cordelio’ydu, Aslan Yürekli Richard’tan geliyordu, Coeur de Lion’du, aslan yürek yani... Yunan kralı Konstantin, cesareti ve komutanlık kabiliyeti nedeniyle “aslan yürekli” lakabını taşıyan Richard’a özeniyordu.

İşgal kuvvetlerini güçlendirmek için 53 bin yeni asker daha getirmişti.

Yanında ayrıca, kardeşi prens Andrea vardı.

Prens Andrea, sarayda el bebek gül bebek büyümüş tırışkadan prenslerden değildi, altı lisan bile elit bir subaydı, Balkan Savaşı’nda çarpışmıştı, savaş tecrübesi vardı, gezmeye gelmemişti, tümgeneral rütbesindeydi, kolordu komutanı olarak gelmişti.

Sonrası malum, vahşet sergilediler... 10 yaşında kız çocuklarımızın ırzına geçtiler. Bir yaşındaki bebelerimizi süngülerin ucuna takıp, sokak sokak gezdirdiler. Bebelerimizi emzirmesinler diye, yeni doğum yapmış annelerimizin meme uçlarını kesiyorlardı. Yaşadıkları yüzünden aklını yitiren kadınlarımız vardı, yaşadıkları yüzünden canına kıyan kızlarımız oldu. Çoluk çocuk camilere doldurup ateşe verdiler, diri diri yaktılar, pencerelerdeki demir parmaklıklara çocukların elleri yapışmıştı, Türk Tarih Kurumu belgelerinde bunların fotoğrafları var. İnsanlarımızı devasa çukurlara doldurup makineli tüfeklerle taradılar, süngülerle gözlerini oydular, kuyulara üst üste atarak, nefessizlikten boğarak öldürüyorlardı,........

© Sözcü