menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aynı hayatta, farklı renklerde yaşamak

17 3
yesterday

Bazen bir çocuk göz teması kurmaz. Adını söylediğinizde dönüp bakmaz. Oyuncakları sizin hayal ettiğiniz gibi kullanmaz. Aynı hareketi defalarca yapar. Siz o sırada “Neden böyle davranıyor?” diye düşünürken, o kendi evreninde, barış içinde, sessizce bir düzen kuruyordur. Dünyanın alışılmış kurallarına benzemeyen, ama belki de o kurallardan çok daha anlamlı bir düzen...

Bugün 2 Nisan, Dünya Otizm Farkındalık Günü. Simgesi mavi renk. Tüm dünyada “Otizme Mavi Işık Yak” sloganıyla binalar maviye bürünüyor, etkinlikler düzenleniyor, bilgilendirici kampanyalar yürütülüyor.

Her şeyden önce şunu kabul etmemiz gerekiyor: Otizm bir hastalık değildir. Tedavi edilmesi gereken bir durum da değildir. Değiştirilmek, düzeltilmek istenen bir kişilik hiç değildir. Otizm, sadece farklı bir düşünme ve hissetme biçimidir. Kalabalık içinde yalnız kalmak değil belki; ama çoğunluğun ne dediğini duymadan kendi melodisini dinlemektir.

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), bireyin iletişim, sosyal etkileşim ve davranış biçimlerinde farklılık gösterdiği nörogelişimsel bir durumdur. Genellikle 3 yaşından önce belirtiler ortaya çıkar. Göz teması kurmaktan kaçınma, isme tepki vermeme, tekrarlayıcı hareketler, oyuncaklarla alışılmadık biçimde oynama, sosyal etkileşimde isteksizlik ve rutinlere aşırı bağlılık otizmin yaygın belirtileri arasındadır. Tanı ne kadar erken konulursa, otizmli bireyin bağımsız bir yaşam sürme şansı da o kadar artar. Bu süreçte en önemli üç anahtar ise eğitim, sabır ve sevgidir.

Her otizmli bireyin durumu farklıdır. Kimi konuşmada ve iletişimde zorlanırken, kimisi matematik, müzik ya da görsel........

© Sözcü