menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mutlak butlan!

24 0
01.06.2026

CHP için çıkan mutlak butlan kararı bazılarını şok etse de bazıları için beklenen bir gelişmeydi. Bazıları “bu kadarına da cesaret edemezler” derken bazıları AKP’nin iktidarını ebedileştirmek için her tuşa basacağından emindi. Nitekim ikinciler haklı çıktı. Ana muhalefet partisinin son kurultayı yok hükmünde sayıldı ve parti ciddi bir kaosa sürüklendi. Sadece CHP değil, AKP karşıtı diğer siyasal muhalefetin de önemli bir bölümü gözle görünür bir kaosa ve istikrarsızlığa gark oldu. Neticede ikinciler haklı çıktılar. Ancak ikinciler içinden bir grup şimdi “biz demiştik” ve “hiçbir hazırlık yapılmadı” söylemlerine tutunmaya çalışıyorlar; oysa onlar da ciddi bir siyasal ve düşünsel krizle karşı karşıyalar. Hemen belirtelim bu basit bir siyasal kriz değil, bu bütüncül bir krizin siyasal yansımasıdır.

3 Kasım 2002’de AKP sadece yüzde 35 ile iktidar oldu, seçim sisteminin cilvesi olarak da meclisin yüzde 65’ini aldı. O seçim henüz etkisi hissedilir durumda olan Türkiye iktisat tarihinin en ağır iktisadi krizinin siyasal aktörleri olarak kabul edilen tüm burjuva partilerini mezara gömdü. 3 Kasım 2002 hem sermaye örgütleri hem de istikrar isteyen tüm aktörler için kutlanası bir tarih oldu. Şimdi AKP’ye karşı olanların büyük bir çoğunluğu o vakitler 1990'ların siyasal, ekonomik ve toplumsal olarak çalkantılı yıllarının geride kaldığını büyük bir coşkuyla ilan ettiler.

Oysa başlayan dönem mutlak sermaye iktidarının dönemiydi. AKP iktidarı sermayenin açık iktidarıdır. 2002’den bu yana alınan kararları, hayata geçirilen uygulamaları düşünün, bunun doğru olduğunu siz de anlayacaksınız. 2002 ile başlayan dönem 1980 darbesini yapanların eksik bıraktığı adımların atıldığı, eksik bırakılmış tüm ödevlerin tamamlandığı, rafa kaldırılmış tüm projelerin raftan indirilerek hayata geçirildiği bir dönem oldu. 12 Eylül faşizminin 1970'lerden kalma direnç ve muhalefet etme azmine sahip toplumu yeniden kurgulama kapasitesinin yetersizliği 1989 işçi ve öğrenci eylemlilikleriyle kendisini göstermişti. Ekonomik cephede ise 1980’lerin başından veri uygulanan sermaye yanlısı programın sorunları çözmek bir yana yeni sorunlar yarattığı da ortaya çıkmıştı. 1989’daki işçi eylemlilikleriyle başlayan, öğrenci dernekleri için öğrenci eylemlilikleriyle devam eden, özelleştirme karşıtı eylemler, memur sendikacılığının yükselişi gibi olguların tescil ettiği süreç 1980'ler boyunca baskı altında tutulmuş tüm muhalefet güçlerinin ortaya döküldüğünü gösteriyordu.

Bir yerlerde ifade etmiştim, bir kere daha edeyim. 1990'lar geç kalmış 1970'lerdir, AKP'li 2000'ler ise uzatılmış 1980'lerdir. AKP toplumsal muhalefetin bütüncül yenilgisi sürecinin tam ortasında geldi ve bu yenilgiyi tescilledi. Sermayenin has, açık programını ısrarlı bir şekilde uyguladı. Dahası bunu yaparken emperyalizmden ve küresel sermayeden de yüksek düzeyde destek aldı. Bu bağlılık giderek otoriterleşen ve baskıcı hale gelen AKP iktidarlarına yönelik Batılı emperyalist merkezlerden ve kurumlardan gelen tırnak içinde “demokrasi” ve “insan hakları” merkezli tepkiyi daha baştan ikiyüzlü bir........

© soL