Epstein’ın adası ve tekno-faşist distopya: Palantir
Epstein adası merkezli sarsıntı Batı siyasetini vurmaya devam ederken, bunun en güçlü hissedildiği ülkelerden biri İngiltere oldu. Adında “işçi” sözcüğü geçen ama aslında İngiliz sermaye sınıfının has partisi olan hükümetteki İşçi Partisi ve başındaki Keir Starmer zor günler yaşıyor. Starmer henüz istifa etmiş değil ve koltuğunu korumaya çalışıyor ama önce Starmer’ın Özel Kalem Müdürü Morgan McSweeney, ardından da İletişim Direktörü Tim Allan istifalarını vermek zorunda kaldılar.
Bu sıkışmışlığının ve yaşanan istifaların merkezinde ise İngiltere’nin eski Büyükelçisi Peter Mandelson bulunuyor. Her ne kadar geçtiğimiz Eylül ayında görevden alınmış olsa da Başbakan Starmer’ın “Karanlıklar Prensi” olarak anılan Mandelson’ı Epstein’le olan ilişkisini bildiği halde Trump’la iyi geçinebilmek için Washington’a atadığı belirtiliyor ve Starmer’ın da istifası isteniyor.
Sahiden de Epstein belgelerine bakıldığında özellikle Mandelson’ın Ticaret Bakanı olarak görev yaptığı dönemde, yani 2008’de, ikilinin defalarca yazıştığı ve Mandelson’ın Epstein’a İngiliz ekonomisine dair son derece kritik bilgiler verdiği, birtakım sızdırmalar yaptığı, Epstein’ın pedofili fuhuş ağının ortaya çıktığı yıllarda da ilişkilerini koparmadıkları görülebiliyor.
Bu bilindiği halde 2025 yılının Ocak ayında büyükelçilik görevine atanan Mandelson’ı ABD-İngiltere ilişkileri açısından önemli kılan ise Palantir isimli ABD merkezli bir şirket. Mandelson’ın atanmasından yaklaşık bir ay sonra Starmer ABD’ye bir gezi düzenliyor ve bu gezide Mandelson’la birlikte şirketin tepesindeki isimlerle bir görüşme gerçekleştiriyor. Yaklaşık yedi ay sonra da İngiltere ile Palantir arasında çok büyük meblağlı anlaşmalar imzalanıyor.
Alex Karp ve Peter Thiel tarafından kurulan ve “veri madenciliği” yapan Palantir, adını Yüzüklerin Efendisi’ndeki sihirli taşlardan alıyor; bu taşlarla geçmişi ve geleceği, uzağı ve yakını, her şeyi görmek mümkün. Palantir de topladığı verilerle, izleme-gözetleme teknolojileriyle ve yapay zekâ aracılığıyla her şeyi bilmeyi, her şeyi görmeyi, her şeyi izlemeyi hedefliyor, dünyadaki tüm insanlara ait tüm bilgilere, tüm verilere sahip olunan bir gözetim kapitalizminin, tekno-faşizmin peşinde koşuyor.
Palantir 11 Eylül saldırıları sonrası ortaya çıkan konjonktürde kuruluyor ve doğrudan CIA tarafından finanse edilip ona casusluk teknolojilerinde taşeronluk hizmeti sunuyor. Şirketin tarihçesine baktığımızda ise yine karşımıza Epstein çıkıyor, şirketin kurucusu Peter Thiel’in adı Epstein belgelerinde 2 bin kereden fazla geçiyor ve Epstein defalarca görüştüğü Thiel’in Palantir’ine milyonlarca dolar aktarıyor.
Peter Thiel sıradan bir şirket sahibi, sıradan bir zengin değil; sergilediği performansla dijital çağın peygamberlerinden biri, bir filozof olarak görülüyor, kendisinden “son yirmi yılın en önemli sağcı entelektüeli” söz ediliyor. Thiel de tıpkı Elon Musk gibi Güney Afrika’da doğuyor ve ABD’ye taşındıkları 10 yaşına kadar burada yaşıyor; “beyaz üstünlükçü” dünya görüşünün oluşmasında çocukluk yıllarının ve babasının büyük etkisinin olduğu söyleniyor.
Thiel filozof/peygamber rolüne uygun bir şekilde geçtiğimiz sene “Deccal” başlıklı bir dizi özel konferans verdi ve kendi misyonunu Armageddon savaşını başlatacak olan........
