Sizi gidi 'İrancılar'!
Savaş ve İran’ın direnişi şiddetlenerek devam ediyor. Nükleer eşiğe yaklaştığımıza dair kaygılarım da derinleşiyor ama onu belki haftaya ele alırız.
Geçtiğimiz hafta yaşanan gelişmeler İran’ın bir vuruşta devrilmek bir yana karşı tarafa özellikle de İsrail’e çaktığı kontra yumrukların etkili olduğunu gösterdi. Keza öldü, bitti, kafası kopartıldı denen Hizbullah da gerek Lübnan içinde siyonist kara güçlerine karşı direnerek gerek İsrail’in güney kesimlerine kadar füze fırlatarak direnişin sürdüğünü anımsattı.
Savaş iyi bir şey değil. Öldürüyor. Çoluk çocuk, kadın erkek, yaşlı genç ayrımı yapmıyor. 20. yüzyıl boyunca iki kez savaşın yıkıcılığı küresel çapta görüldü. Milyonlarca insan öldü, kentler yerle bir oldu. Bunun iki etkisi oldu bana göre. Birincisi barış hareketlerinin güçlenmesiydi. İkincisi ise, savaşa ihtiyaç duyan sermaye düzeninin halkları savaşa ikna edebilmek için sadece düşmanın ve düşman olarak belirlenen halkların öldürüleceği, zarar göreceği bir savaş teknolojisi yaratma çabasıydı. Bu savaşlarda kendi askerleriniz ölebilirdi ama onların işi zaten buydu. Görkemli törenler, mezarlıklar, tazminatlar, anıtlarla halkın gözü boyanabilirdi.
Emperyalist kampın başkenti ABD bunu Kore’de, Vietnam’da yaptı. Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Suriye’de devam etti. Buralarda milyonlar öldürüldü ama Chicago veya Kansas City’ye bomba düşmedi. ABD düzeni de savaşın uzakta gerçekleştiği sürece pek de kötü bir şey olmadığı anlatısını oturtabildi.
Emperyalizmin Ortadoğu bölge sorumlusu İsrail bu konuda en başarılı örnek olarak gösterilebilir(di). Kurulduğundan beri bütün komşularıyla savaştı, yaktı, yıktı, işgal etti, halkları sürdü, katletti, soykırıma tabi tuttu. Buna karşılık ilerleyen yıllarda uluslararası sermaye, işbirlikçi bölge rejimleri ve ABD’nin desteğiyle İsrail’de yaşayanları savaşın şiddetinden görece uzak tutmayı başardı. Her devletin böyle bir yükümlülüğü yok mudur diye sorabilirsiniz. Ne var ki burada amaç korumaktan ziyade savaşa rıza üretmekti. Ateşin sizi yakmadığına ikna olursanız yangın çıkartmakta tereddüt etmezsiniz.
Plan başarıyla yürüyordu. İsrail durmaksızın öldürüyor, İsrailliler alkışlıyordu. Öyle ki, en çok “düşman” öldüreceğine inandıkları siyasetçilere oy verebiliyorlardı. Film ilk kez 7 Ekim’de 2023’te koptu. Bir aksilik olmuş gibi yaptılar. 1948’den beri kısık ateşte devam eden soykırımı en üst seviyeye taşımak için gerekçe olarak kullandılar. Gazze’de yaşayan her bir Filistinlinin başına tonlarca bomba yağarken hâkim tepelere toplanan İsrailliler soykırımı patlamış mısır yiyerek izlediler. Güven yeniden tesis edilmişti. İsrailliler dokunulmaz, çevresindeki halklar “sarf malzemesi”ydi.
Kuduran siyonist savaş makinası geçen yıl Haziran ayında İran’ı hedef aldığında o yanılsama ikinci kez sarsılmış oldu. İran füzeleri ülkeyi koruyan beş katmanlı savunma sistemini delip geçti. Her ne kadar bir grup eli sopalı salak, danışıklı dövüş, soba borusu gibisinden saçmaladıysa da İran İsrail’e ciddi hasar verdi. Yüzde 90’ı cebinde ikinci bir pasaport taşıyan sömürgeciler ana vatanlarına kaçıştılar. Uçaklarda yer bulamayanlar, en yakındaki ada olan Kıbrıs’a teknelerle tüymek için birbirleriyle yarıştılar. Dönmeleri için aylar ve bir daha böyle bir şey yaşamayacaklarına ikna edilmeleri gerekti. Bunun en kestirme yolu ise İran’ı yok etmekti. Bunun da garantisi gerileyen hegemonyasını kurtarma peşindeki ABD tarafından verildi.
ABD ve İsrail İran’a bir daha saldırdılar. Bu kez aldıkları karşılık yarım yüzyılı aşkındır inşa edilen dokunulmazlık yanılsamasını bir daha kolay kolay onarılamayacak şekilde tuzla buz etti. O yüzden de İran’a ve Hizbullah’a bir teşekkür borcumuz var.
Direniş güçleri, savaşın Ortadoğu’da İsrail’in kafasına göre her yere saldırdığı, herkesi öldürdüğü, İsraillilerin ise bunu televizyonlardan izlediği, büyük çoğunluğunun oturdukları rahat koltuklarda alkışladığı bir olgu olmadığını gösterdiler.
Belki zayıf bir olasılık ama böylelikle İsrail kamuoyunun savaş, genişleme ve öldürme iştahını zayıflatmayı başarmış olabilirler. Bunun iki olumlu sonucu olabilir. Birincisi ve en ideali o toprakların meşru sakini olan Filistinli yahudilerin dışındaki sömürgeci toplamın........
