Sınırsız sömürü: Neoliberalizmden vahşetizme…
Her üretim biçimi, her siyaset ve ideoloji kendine özgü hukuksal ve yönetsel kurumlarını yaratıyor. Sömürü düzeninin becerisi kendi ilişkilerinin ürünü olan hukuku kendi çıkarlarına göre sürekli biçimlendirmesi ve dahası kendi hukukunu ikiyüzlü olarak uygulaması ya da uygulamamasıdır.
Klasik ve yaygın anlatımla, toplumsal koşullara uymayan hukukun, basit kağıt parçalarına dönüşmesi gerekirken, kapitalist/emperyalist düzen hem kendi hukukunu hem de o hukuk içinde savaşımlarla kazanılmış hak ve özgürlük hukukunu basit kağıt parçasına dönüştürüyor.
Özeti şu: Yağma ve talan için, işgaller ve soykırımlar için, kapitalist/emperyalist çıkarlar için, sınırsız sömürü için, gericilik ve vahşilik dönemi hiç şaşırtıcı değil.
Liberal, bireyci, rekabetçi, çıkarcı yeni sömürü düzeni insanı, doğayı, kültürel değerleri sömürü makinesinin içinde öğüterek, bilimi ve teknolojiyi kendi çıkarına kullanarak, gericilikle uyumlaştırarak, otoriterlikle yöneterek, hukuk dediği yanılsamayla uzlaştırarak, "her şey sermayenin" diyerek sürdürme yoluna gidiyor yaşamını. Neoliberalizmden sonra gelinen yer burası: Vahşetizm…
Ne Birleşmiş Milletler ve uluslararası sözleşmeler ne anayasalar ve savaş hukuku ne kurallar ve kurumlar… Zaten vekalet savaşçıları, terör örgütleri, mafya, her türlü kaçakçılık, otorite uygulamada. Şimdi doğrudan........
