menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küba’dan elinizi çekin!

32 93
19.02.2026

“Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığına,

60 yılı aşkın süredir Küba’ya karşı sürdürdüğünüz sistematik saldırganlığın yeni ve tehlikeli bir aşamaya ulaştığına tanık olmaktayız.

ABD Başkanı’nın Ocak ayı sonunda imzaladığı ve Küba’ya petrol ihracını fiilen imkânsız hale getiren kararname; ülkenin hastanelerini, okullarını ve üretim alanlarını doğrudan hedef almaktadır. Bu karar, Küba yurttaşlarının sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlamakta, Kübalı çocukların eğitim hakkını gasp etmekte ve ülkenin kalkınma olanaklarını bilinçli biçimde tahrip etmektedir.

Küba halkına karşı on yıllardır sürdürdüğünüz abluka artık açık bir soykırım politikasına dönüşmüştür. Vatanını kanının son damlasına kadar savunmaya kararlı Küba halkı, karşınızda yalnızca kendi yaşam hakkını ve egemenliğini değil, insanlığın onurunu da savunmaktadır. Küba tüm insanlık adına ABD emperyalizmine direnmektedir.

Bu direnişe destek olmak boynumuzun borcudur.

Biz, Küba’nın dostları olarak, insanlık dışı abluka politikalarının derhal son bulmasını talep ediyor; sosyalist Küba’yı savunmak için tüm gücümüzle elimizden geleni yapacağımızı ilan ediyoruz.

Küba yalnız değildir, asla yalnız kalmayacaktır.”

José Martí Küba Dostluk Derneği'nin ABD’nin insanlık dışı ablukasına direnen Küba'ya destek için yukarıdaki tarihsel mektupla başlattığı imza kampanyası büyüyor (https://kubadostluk.org/kubadan-elinizi-cekin/ ). “Küba’ya uygulanan ABD ablukası hiçbir zaman basit bir yaptırımlar dizisinden ibaret olmadı. Abluka, ABD’nin sosyalizmden vazgeçmeyen bir halkı hile ve zor yoluyla teslim almak için yürüttüğü kapsamlı bir saldırı planının adıydı. ABD, bağımsız ve egemen bir ülke olarak başka ülkelerle ticaret yapma hakkına sahip olan Küba ile ilişkileri yalnızca ABD menşeli şirketler için yasaklamakla kalmadı, tüm dünyayı muazzam yaptırımlarla tehdit ederek Küba ile ekonomik, finansal ve ticari ilişki kurulmasını neredeyse tamamen engelledi.” saptamasıyla açıklama yapan Türkiye Komünist Partisi, dün de (18 Şubat Çarşamba) ABD Büyükelçiliğinin önünde dostlarıyla birlikte “Kübay’ı yenemeyecekler” eylemini gerçekleştirdi.

Kapitalist/emperyalist kara yıkım ve çürümüşlük Türkiye’de ve dünyada insanlığı ve doğayı boğazına kadar batağa gömmüşken Filistinlilerin soykırımının yanına Küba gibi “emek, onur ve hümanizm temelinde, yurttaşlarının özgürlük tutkusu, hak, adalet, eşitlik ve dayanışma ahlakıyla, halkının bireysel ve kolektif refahı ve mutluluğunu amaçlayan, herkesin katılımı ile ve herkesin iyiliği için örgütlenmiş, üniter ve bölünmez bir cumhuriyet olarak, sosyal adalet ve hukukun hüküm sürdüğü demokratik, bağımsız ve egemen bir sosyalist devlet”in (Küba Cumhuriyeti Anayasası) eklenmesi sömürücülerin vahşetinin insanlık tanımayan amacını gösteriyor.

Fidel Castro Ruz’un 1959 Küba Devriminden önce 1953 yılında Moncada Kışlası baskının ardından yargılandığı davada yaptığı savunmasında dediği gibi, “hukuktan ve insanlıktan nasibini almamış zalim bir despotluktan” hukuk ve insanlık beklenebilir mi?

“Ellerinde kan, yüreklerinde korku var. Ne kadar haktan, hukuktan, insani koşullardan yoksun bırakılsak da, tecrit edilsek de yılmayacağımızı çok iyi biliyorlar” diyen Fidel, devrim için savaşan yoldaşlarının ne yaptılarsa “Küba’nın bağımsızlığı için” yaptıklarını, bundan dolayı da hiç pişman olmadıklarını, asıl suçluların kendilerini suçlu diye mahkemeye çıkartanlar” olduğunun ortaya çıktığını söyler aynı savunmada.

Fidel, “Halkı ezmekte olan ve anayasal olmadığı aşikar olan” Küba’daki diktatörlük “Cumhuriyet Anayasasını bizzat çiğneyip sanki anayasal bir organmışçasına gelip tepemize oturdu. Anayasa, halkın doğrudan kendi özgür iradesini ifade edebildiği sürece meşru sayılabilir” vurgusunu da yaparak “Beni tarih aklayacaktır!” tümcesiyle bitirir savunmasını. Haklı çıkar.

Utanmadan “kararname” imzalayarak, hukuksal meşruiyet sahteliklerini yutturmaya çalışıyorlar şimdi. Bir Küba şiirinde dile getirildiği gibi; “hiddetlerinin bataklığında / Küba’nın düşmanları dur durak bilmiyor, / Ve gökyüzü Küba için daha mavi olduğunda / Onlar daha da huzursuzlanıyorlar.”1

Fidel’in yetmiş üç yıl önceki vurgulamaları insanlığa, emekçilere düşman tüm hukuk garabetleri için geçerli.

Halkın doğrudan iradesi olmadan, halka karşı hukuk meşru olmaz.

Halka karşı işgal meşru olmaz.

Çürümenin, liberallerce halkın payına düştüğü savlanan sömürü ve yoksulluğun sorumlusu, kafalarını kuma sokup saklandığını sanan işbirlikçilerin ve etnik/dinsel gericilerin de içinde olduğu, sermaye düzenidir.

Küba’dan, Filistin’den, ezilen ve sömürülen tüm halklardan elinizi çekin!

Bu uyarı sömürülen, yoksulluğa itilen bütün halkların, bayrağı elinden bırakmayan bütün devrimcilerindir.  

Kapitalist/emperyalist, gerici hiçbir baskı ve şiddet, hiçbir hukuk, hiçbir güç hakları ve insanlıkları için, sömürüsüz toplum için savaşım veren, boyun eğmeyen halkla başa çıkamaz.

1 José Canton Navarro, Küba Tarihi Bir Halkın Biyografisi, Çeviri: Gözde Kök – Ali Somel, Yazılama Yayınevi, Üçüncü Baskı 2015, s.399-400, “Elian İçin Yeni Yıl” başlıklı şiirden.

 José Canton Navarro, Küba Tarihi Bir Halkın Biyografisi, Çeviri: Gözde Kök – Ali Somel, Yazılama Yayınevi, Üçüncü Baskı 2015, s.399-400, “Elian İçin Yeni Yıl” başlıklı şiirden.


© soL