menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Batı’nın batısı doğu çıkınca

25 0
sunday

Postkolonyalizm literatürünün Turkiye’deki istimal veya suistimali konusu etrafındaki  tartışmalar sürüyor. Bunun son örneği Tunahan Yıldız’ın Birikim Güncel’deki yazısıydı. Bu minvaldeki yazılardaki sorunun dekolonyalizmin İslamcıların elinde görülmesinin neo-Kemalist çevrelerde yolaçtığı huzursuzluk olduğunu belirtmiş, bunun kısa bir eleştirisini yapmıştım. Yasin Aktay aynı konudaki yazısında sömürgesizleşme bahsinde önemli bir boyuta değiniyor. O noktayı açmak için Aktay’ın yazısından genişçe bir alıntı yapayım:

Burada daha ironik olan şey Postkolonyal teori söz konusu olduğunda Batılı akademisyenlerin veya Türkiye’de bu teoriye ilgi duyan sol kesimin yaptığı her şey “eleştirel teori”, Müslümanların yaptığı şeyin ise birden “araçsallaştırma” oluvermesi. Fanon devrim çağrısı yaptığında entelektüel cesaret, Said Filistin için konuştuğunda kamusal teori, Latin Amerikalılar epistemik sömürgecilik dediğinde dekolonyal bilinç… Ama sıra Türkiye’de muhafazakârların veya İslamcıların aynı teorileri kendi tarihsel deneyimleriyle ilişkilendirmesine gelince birden ortamda hafif bir panik havası oluşuyor: “Bir dakika, siz bunları nasıl kullanırsınız?”

Burada alarm zilini kastıran duyar çok açık tabi: Sorun teorinin “kullanılması” veya yanlış kullanılması değil, teoriyi kimin “kullanıyor” olduğu. Her durumda teoriyle ilişki bir “kullanma” ilişkisidir çünkü.

Sadece bu bakış bile temellük edilmiş bir “eleştirelliğin” nasıl bir kullanım meselesi olduğunu açığa vuruyor aslında. Oysa Müslümanlar şu veya bu teoriyi kullanma ihtiyacı duyuyor mu gerçekten? Koca bir İslam dünyasının 1918 yılından itibaren maruz kalmış olduğu sömürge meselesi sadece entelektüel, akademik bir ilgi veya........

© Serbestiyet