Tüketimden gelen gücü örgütlemek mümkün mü?
Roma Cumhuriyeti döneminde İtalyan Galyası’nı İtalyadan ayıran bir ırmak vardır adı Rubicon. Sezar’ın kuvvetleri ırmağı geçip İtalya’ya girdiğinde çıkan savaş üç yıl sürmüş. Rubicon’u geçmek tabiri geri dönüşü olmayan bir adım atmak anlamında kullanılmıştır. 19 Mart sonrası Türkiye emekçileri sınıf savunucuları, Rubicon’u geçtiğine ve her akşam Saraçhane ya da başka bir meydanda toplanılıp dağılamayacağına göre “toplumsal muhalefet” önüne mutlaka gideceği hedefin mücadele haritasını koymak zorundadır. Bunlardan kitlelerin ilk akla geleni tüketim gücünü kullanarak “ kapitalist üretimi boykot” olduğu gibi, sınıfın ise kendi önderliğini bulursa üretim ve hizmet gücünden gelen genel grev gibi birleşik ve daha derinde biriken dip dalgalarıyla birlikte rejimin krizine karşı büyük proleter güç örgütlenebilir.
Dünya gazetesinde bir makalede on demand ekonomi modeli (sipariş üzerine getir) şöyle tanımlanıyor; on demand talep üzerine çalışma anlamına geliyor. Çalışanlara esneklik sağlıyor, şirketler de on demand ve hibrit işgücüyle birlikte daha dinamik ve verimli çalışabiliyor. Bu model kadın çalışanlar için önemli avantajlar sağlarken girişimciliği de destekliyor. (Ağustos 2017) Makale daha sonra ise “online tüketim” güzellemeleriyle devam ediyor. Dünya gazetesi yazarı yoğun emek sömürüsüne ve ücret kısıtlamasına elbette değinmiyor. On........© sendika.org
