menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Biyofanus

13 0
16.09.2026

ABD ile Çin arasında var olan teknoloji savaşı yapay zekâ ve çipler aracılığıyla sürdürülüyor. Ancak bugünlerde rekabette yeni bir cephe daha açtılar. O da biyoteknoloji.

Uzun yıllar boyunca ABD yeni ilaçları araştırır, geliştirir ve üretirdi. Daha sonra üretim ve tedarik zinciri düşük maliyetlerden dolayı Çin’e kaydı. Şimdi de inovasyon Çin’e kayıyor. 2015 yılında dünya üzerinde ilaç geliştirme programlarının yüzde 48’i ABD’de, yüzde 8’i ise Çin’de yapılıyordu. Bugünlere gelindiğinde ise ABD’nin oranı yüzde 37’ye düştü ve Çin yüzde 32’ye çıktı. Çin artık yalnızca Batı’nın ilaçlarını üreten bir ülke değil yeni moleküllerin ve tedavilerin geliştirildiği bir süper güç oldu.

Pandemi, biyoteknolojinin stratejik bir alan olduğunu görünür hale getirerek Çin’in bu alanda ivme kazanmasını sağladı. Çin, salgının ilk döneminde aşı geliştirmede hızlı hareket etti. Ancak Batılı şirketlerin mRNA teknolojisi yüzde 90’ın üzerinde etkinlik sağlayınca bu durum Çin’de rahatsızlık yarattı. Başkan Xi Jinping o sıralar biyogüvenliği ulusal güvenlik statüsüne çıkarıyordu. Beş yıllık kalkınma planı da bunu destekledi.

Bugün gelinen nokta gerçekten çarpıcı. Çinli biyofarma şirketleri yeni moleküller ve tedaviler geliştiriyor.........

© Şalom