menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hakkı Görmek Yetmez

13 0
30.08.2026

İnsanın en büyük felâketi, hakkı hiç görememesi değildir. Daha büyüğü, bâtılı hak diye alkışlaması; hakkı gördüğünde ise bedelinden korkup ona sırt çevirmesidir.

Çünkü insan her zamân karanlıkta kaybolmaz. Bâzen ışık sandığı bir parıltının peşine düşer; bâzen de yolu apaçık gördüğü hâlde yürümeyi göze alamaz.

Hazret-i Âişe vâlidemizin (ra) bildirdiğine göre Efendimiz (asm), gece namâzına başlarken okuduğu duânın sonunda şöyle niyâz ederdi:[1]

“Allâh’ım! … Hakkında ihtilâf edilen şeylerde, izninle beni hakka ilet. Şüphesiz Sen dilediğini dosdoğru yola iletirsin.”

Efendimizin (asm) bu sahih duâsıyla aynı hakikat istikâmetini taşıyan, İslâm irfânında asırlardır okunan ve Üstâdımız Bedîüzzamân Hazretlerinin de İşârâtu’l-İ’câz’da zikrettiği meşhûr bir duâ daha vardır:

“Allâh’ım! Hakkı hak bilip hakka ittibâ etmeyi, bâtılı bâtıl bilip bâtıldan içtinâp etmeyi bize nasip eyle.”

Dikkat edilirse bu duâda yalnızca “Bizi hakkı bilenlerden eyle.” denilmiyor. Önce hakkı “hak”, bâtılı “bâtıl” olarak görebilecek bir ferâset; ardından hakka uyacak ve bâtıldan uzaklaşacak bir irâde isteniyor.

Demek ki mesele yalnızca bilmek değildir. Önce hakkı “hak”, bâtılı “bâtıl” olarak tanımak; sonra hakka uymak, bâtıldan uzaklaşmaktır.

Hakkı “hak” bilmek, teşhiste on ikiden vurmaktır. Hakka ittibâ etmek ise o isâbeti........

© Risale Haber