Bediüzzaman Said Nursî
Mehmet Nuri Yardım
Önsöz’ünü Ali Ulvi Kurucu’nun yazdığı Tarihçe-i Hayat’ı okuduğumda çocuk sayılırdım. Ömrünü iman hakikatlerine, İslam davasına, Kur’an-ı Kerim’in daha iyi anlaşılmasına hasreden ve destansı bir ömrü yaşayan Bediüzzaman Said Nursî’yi, bu eser sayesinde tanıdım. O vakitten beri biyografi kitaplarının lüzumuna ve önemine inanıyorum.
Haluk İmamoğlu’nun Ö. Rıza Akgün ile birlikte hazırladığı Bediüzzaman Said Nursî Kısa Tarihçe-i Hayatı kitabını okuyorum. Kitap 112 sayfa. Osmanlı’nın son devrini yaşamış, Cumhuriyet döneminde etkili olmuş bereketli bir ömrün sahibi olan üstad, bu özlü çalışma ile mükemmel biçimde anlatılıyor. İlk sayfaları okumaya, ayet-i kerimeler ve hadis-i şeriflerle başlıyoruz. Sonra Said Nursî’nin çocukluk yılları…
Bitlis Hizan’ın Nurs köyünde doğan, şark medreselerinde temayüz eden, ilmi ve hafızası ile hocalarına kendisini kabul ettiren, Siirt’te “Bediüzzaman” unvanını kazanan üstad, daha çocukluk ve delikanlılık yıllarında “meşhur” olmaya başlar. Cevval bir mizacın sahibi. Güneydoğu’nun âlimleriyle görüşen, dindar ve dine hürmetkâr valileriyle imtizaç eden Said Nursî, yüksek bir idealin sahibidir. Bütün derdi tasası, milletimizin imanına hizmet etmek. Günlük politik gelişmelerin üstünde, geniş ufuklu bir siyasetin takipçisi. Ruslar’a ve Ermeniler’e karşı Güneydoğu’da “Gönüllü Alay Kumandanı” olarak gösterdiği üstün cesaret ve kahramanlık hâlâ dillere destan. Savaşta yaralanması ve “gazi” oluşu unutulamıyor. Biricik rüyası, hülyası ise İslam toplumunun aydınlanması, birlik ve beraberlik şuuru içinde hareket etmesi. Müslümanların uyanması için kurmayı düşlediği üniversite: “Medresetü’z-Zehra”. Gönül düşürdüğü biricik projeyi gerçekleştirmek için padişahlarla, farklı devirlerin idarecileriyle görüştü. Fikr-i takip sahibi. Bugün de İslam toplumlarının temel derdi olan “cehalet”, “zaruret” ve “ihtilaf” düşmanlarına karşı var gücüyle mücadele etti, çözüm yolları gösterdi. Bu yolda katlandığı zahmetler, çektiği çileler tarif edilemez. Üniversite mefkûresinden sonra külliyata başlaması yeni bir dönem. Ve Barla’da yazılan Nur’un İlk Kapısı… “Isparta Kahramanları”nın, Hazret’i samimiyetle sarıp sarmalayışı… Sadece Sav köyünde bin kalemle Risalelerin........
