Bediüzzaman’ın Ağabeyi, Hocası ve Talebesi: Molla Abdullah Nursi-1
Değerli dostlar! Molla Abdullah Nursi, Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatında üç sıfatı birleştiren nadide bir şahsiyettir. Bediüzzaman’ın hem ağabeyi, hem hocası, hem de talebesidir. Bu yazımızda Molla Abdullah Nursi’nin ilk dönem hayatını ve Bediüzzaman Said Nursi’nin ilmi hayatındaki yerini anlatmaya çalışacağız inşaallah.
Sofi Mirza Efendi’nin çocuklarının isimleri büyükten küçüğe doğru şöyledir: 1- Dürriye 2-Hanım 3- Abdullah 4- Said 5- Mehmed 6- Abdülmecid 7- Mercan.1 Molla Abdullah, Sofi Mirza Efendi’nin üçüncü çocuğu olup, erkek çocuklarının en büyüğü olduğu gibi, Bediüzzaman Said Nursi’nin bir büyüğüdür.
M. Şerif Eroğlu Hoca, Molla Abdullah’ın doğum tarihini Bediüzzaman’ın doğum tarihi olarak bazı kaynaklarda zikredilen 1876 tarihini esas alarak H. 1291/1292 ve M. 1873/1874 olarak verir. Bu tarihi bilgiyi verirken bir kaynağa dayanmış olmayıp, tahmini hesaplama yapmıştır.2 Ancak son yapılan araştırmalarda Bediüzzaman Said Nursi’nin doğum tarihi 18783 olarak kabul edildiği için Molla Abdullah’ın doğum tarihini de 1875 veya 1876 olarak tahmin ediyoruz.
Dr. Hasan Aksoy, Molla Abdullah’ın soyu hakkında şu bilgileri aktarıyor: “Şark medreselerinin yetiştirdiği önemli bir sima olan Molla Abdullah ilimden yoksun bir ailede dünyaya gelmiştir. Babasının adı Mirza b. Ali b. Hıdır b. Mirza Halid b. Mirza Reşan, annesinin adı ise Nuriye bnt. Molla Tahir’dir.”4
Bediüzzaman, ilk eğitimini, tahsilde olan ağabeyi Abdullah'ın izne geldiği zamanlarda, ondan aldı.5 Bediüzzaman Said Nursi’nin ilim yolculuğuna çıkmasını sağlayan en önemli hususlardan biri de ağabeyi Molla Abdullah’ın ilim okurken elde ettiği yüce ahlak ve meziyetlerdir. Tarihçe-i Hayat kitabında bu husus şöyle ifade edilir:
“Bedîüzzaman Said Nursî (Rumi 1293) tarihinde Bitlis Vilayeti'ne bağlı Hizan Kazası'nın İsparit Nahiyesi'nin Nurs Köyü'nde doğmuştur. Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye'dir. Dokuz yaşına kadar peder ve vâlidesinin yanında kaldı. O esnada bir halet-i ruhiye, tahsilde bulunan büyük biraderi Molla Abdullah'ın, ilimden ne derece feyizyab olduğunu tetkike sevketti. Molla Abdullah'ın gittikçe tekâmül ederek köydeki okumamış arkadaşlarından okumakla tezahür eden meziyetini düşünüp hayran kaldı. Bunun üzerine ciddî bir şevk ile tahsili gözüne aldı ve bu niyetle nahiyeleri İsparit Ocağı dâhilinde bulunan Tağ Köyü'nde Molla Mehmed Emin Efendi'nin medresesine gitti.”6
Eğitimci Yazar Mustafa Öztürkçü “1870’li yıllarda üç büyük medrese, ilim ve eğitim merkezi olarak kullanılmaktaydı. Bunların birincisi “Tağ Medresesi” olarak bilinen medresedir. Bu medresenin müderrisi Molla Abdullah’tı”7 diye bilgi vermektedir.
Bediüzzaman bu medresede bazı fakilerle anlaşamayıp kavga eder ve köyüne geri döner. Nurs köyü çok küçük olduğundan burada ayrıca bir medrese yoktu. Said de bu sebepten derslerini, büyük biraderi Molla Abdullah’ın haftada bir gün köye geldiği zamana hasretti.8 “Burada bir müddet kaldıktan sonra, biraderi Molla Abdullah ile beraber Nurşin köyüne geldiler. Yaz olması dolayısıyla, ahali ve talebelerle birlikte Şeyhan yaylasına gittiler. Orada biraderi Molla Abdullah ile bir gün döğüşmüş. Tağî Medresesi müderrisi Mehmed Emin Efendi, küçük Said'e, “Ne için kardeşinin emrinden çıkıyorsun?” diye işe karışmış. Bulundukları medrese, meşhur şeyh Abdurrahman Hazretlerinin olması dolayısıyla, hocasına, “Efendim, şu tekyede bulunmak hasebiyle, siz de benim gibi talebesiniz. Şu halde burada hocalık hakkınız yoktur!” diyerek, gündüz vakti bile herkesin güçlükle geçebileceği cesîm bir ormandan geceleyin geçerek Nurşin'e gelir.”9
Bediüzzaman Said Nursi değişik medreselere uğrayıp, her birinde........
