Trump ve Amerikan Sorunu
Ne kadar zorlama analizler yapılırsa yapılsın, bir değer setine veya ideolojik eksene oturmayan yapısıyla Trump’ın ekibiyle birlikte Amerika veya dünya için önerdiği bir vizyon bulunmuyor. Tam bir kaos halinin, birinci döneminden çok daha güçlü bir şekilde Washington’da hayata geçmesi, Amerikan siyasal istikrarsızlığının ve ekonomik dengesizliğinin dünyaya yansıması ilk senaryo olarak önümüzde duruyor.
TAHA ÖZHAN 21 Ocak 2025Futbolda maçların son 10 dakikası, özellikle de son beş dakikası en tehlikeli dönemlerdir. Bu durumu inceleyen bir çalışmada, 19’uncu yüzyılın sonundan itibaren, 40 bin golün atıldığı uluslararası müsabakalar değerlendirmeye alınmış. Sonuç, maçın son bölümünde atılan gollerin daha fazla olduğunu ortaya koymuş. Küresel düzeyde uzun yıllar sonra, 60’tan fazla ülkede ve dolayısıyla dünya nüfusunun büyük bir kısmı seçimlere giderek 2024’te küresel jeopolitiğin ve ekonominin kaderini şekillendirecek bir siyasal rüzgârın esmesine yol açtı. 2024 seçimlerinde 1910’lardan beri bir ilk yaşandı. Gelişmiş ülkelerde iktidarların tamamı (ortalama yüzde 7) oy kaybına uğradılar. Ancak Amerikan seçimlerinde ortaya çıkan sonuç, seçim rüzgârının küresel bir jeopolitik fırtınaya dönüşme ihtimalini de ortaya çıkardı. Beyaz Saray’a, Kasım seçimleri daha yapılmadan, kimin oturacağına dair güçlü bir kanaat de ortaya çıkınca, küresel jeopolitik ve ekonomik zeminde bir maçın 5-10 dakikası atmosferi iyiden iyiye yerleşti. Trump’ın koltuğuna oturacağı 20 Ocak’a varmadan birçok aktör, Ekim ayından itibaren son dakikalarda alan kazanmak için ardı ardına adımlar atmaya başladı.
Ekonomide üst üste iki çeyrek bir ülke küçüldüğünde “teknik resesyonun” yaşandığı kabul ediliyor. Amerikan siyasal istikrarsızlığının, Trump’ın tekrar seçileceğinin 2024 yaz başında ortaya çıkmasıyla, ABD’nin “teknik siyasal resesyona” gireceği hemen herkes tarafından satın alındı. Bu projeksiyonun oluşturduğu siyasal stres hem gerilime hem de fırsata imkân verdi. Amerikan seçim sonuçlarının ortaya çıkmasından 20 Ocak’ta Trump’ın taç giyme törenine kadar olan dönem dünya genelinde jeopolitik son beş dakikanın yaşandığı hissini yerleştirdi. Üstelik bu siyasal atmosferin oluşmasına Washington da güçlü bir şekilde yardım etti. Biden’ın Kiev’e uzun menzilli füzeleri Rusya’ya karşı kullanma izni vermesi, İsrail’in İran’a doğrudan saldırısına göz yumması, Çin’e yönelik ticaret savaşını derinleştirecek adımlar atması Trump öncesi son jeopolitik boşluğu Washington eliyle teyit etti. Aynı dönemde, Suriye muhalefeti doğru bir zamanlama ile 11 yıldır süren silahlı mücadelesinde elde edemediklerini 11 günde kazandı. Avrupa’yı taşıyan iki büyük ekonomide hükümetler düştü. Güney Kore’de darbe görünümlü büyük bir siyasal kriz yaşandı. Türkiye’de donmuş PKK sorununda hareketlilik başladı. Lübnan ve Gazze’de ateşkes sağlandı.
Trump merkezli jeopolitik “son beş dakikanın” 2025 ve sonrası maliyetlerinin oldukça ağır olma ihtimali bulunuyor. Zira Washington’dan sadır olması artık mukadder istikrarsızlık bütün dünyayı bir “Amerikan sorunu”yla baş başa bırakmış durumda. ABD başkanı Amerika’nın fiziki sınırlarını değiştirmekten küresel ticari işleyişi altüst edecek girişimlere varıncaya dek birçok başlıkta radikal adımlar vadediyor seçmenine. Önümüzdeki yıllarda, küresel jeopolitik ve ekonomik akışın bu “Amerikan sorunu” etrafında ve içerisinde şekilleneceği görülüyor. Amerikan önderliğinde ve hatta dayatmasıyla kurulan 1945 sonrası küresel düzenin ciddi bir dönüşüm, hatta kırılmalar yaşaması beklenmeyen bir durum değildi. Ancak kendisinden önceki 14 ABD başkanının sıkı sıkıya sarıldığı bu Amerika merkezli düzenin bizzat kurucusunun, kullanım değerinin tükendiğine tek başına karar vermesi beklenen bir durum değildi. Cari düzenin sıcak ticaret savaşları eşliğinde ortadan kaldırılma girişiminin sebep olacağı küresel maliyetin ağır yükü ABD için oldukça riskli bir adım olacaktır. Şimdilik Grönland’ın, Kanada’nın, Meksika’nın ve Panama’nın peşine vermiş karikatürize Trump çıkışlarının sebep olduğu eğlenceli jeopolitik kısa zamanda yerini tarifeler dünyasının üreteceği küresel enflasyon ve ticaret krizlerine bıraktığında faturayı daha iyi göreceğiz.
2017’den 2025’e Trumpizm
Dünya, ikinci Trump dönemine ilk döneminden çok farklı bir düzlemde giriyor. 2017 ile bugünün dünyası mukayese edildiğinde yapısal kırılmaların olduğu görülüyor. Genel olarak 2017, korumacılığa ve tek taraflılığa doğru bir geçişin başlangıcını işaret ederken, 2025’te ikinci Trump dönemi, enflasyon, enerji güvensizliği ve iklim zorluklarıyla mücadele eden daha parçalanmış, çok kutuplu bir dünyada çok daha büyük jeopolitik ve ekonomik ayrışmaları beraberinde getirebilir. Fiilen tıkanmış ve gerçekten de işlemeyen küresel ekonomik ve jeopolitik yazılım içerisine doğacak olan Trump yönetiminin kırılganlıklarının çok daha fazla artırması mümkün görünüyor. ABD başkanının oluşturduğu kabineye bakınca, Trump’ın en makul kişi sıfatını alması durumun vahametini özetleyebilir. Bir grup medyatik, ırkçı ve Hristiyan Siyonist isimden oluşan kabinenin ezici çoğunluğu popülist siyasi eğilimlere hitap ediyorlar. Zira zamanında Reagan........
