menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Venedik Taciri’nin Semitik Shylock’u ve İsrail’in Siyonist Netanyahu’su

19 0
28.07.2025
KÜLTÜR

Tarihin iki çok farklı dönemindeki iki figür, Venedik Taciri’ndeki Yahudi tefeci Shylock ve Netanyahu’nun aynı dine mensup olmak dışında gördüğüm ilk benzerliği, kişiliklerini ve dış dünyaya karşı tavırlarını kin ve nefretle biçimlendirmeleri; diğeriyse, kendilerine kayıtsız şartsız hak vermeleri.

HALİDE ARAL 28 Temmuz 2025

İsrail’in Netanyahu liderliğinde Gazze’de yaptığı soykırım ve ardından İran’a ölümlere yol açan füze saldırısı sonrası, pek çok ülkede sıradan insanlar, sanatçılar, siyasetçiler İsrail’i kınadı. Katliam halâ devam ederken, dünya kamuoyunda İsrail karşıtlığı da büyüyor. Antisemitizmle hiç ilgisi olmayan bu haklı tepkileri medyada takip eder ve Avrupa ve Amerika’da Siyonizm’i onaylamadığını dile getiren endişeli, üzgün Yahudileri sosyal medyada izlerken, Netanyahu’nun Venedik Taciri’ndeki Yahudi tefeci Shylock karakterine çok benzediğini düşündüm. Tarihin iki çok farklı dönemindeki bu iki figürün, aynı dine mensup olmak dışında gördüğüm ilk benzerliği, kişiliklerini ve dış dünyaya karşı tavırlarını kin ve nefretle biçimlendirmeleriydi; bir diğeriyse, kendilerine kayıtsız şartsız hak vermeleriydi. Bu mutlak haklılık duygusunun insanı nasıl bağnaz ve acımasız hale getirebildiğine ve sonuçta, ironik biçimde, haklılık zeminini nasıl yok ettiğine dikkat çekmeyi anlamlı buldum. Bu nedenle Shakespeare’in kurgu dünyasındaki Shylock’u, Netanyahu’ya referans olarak almanın işlevsel olacağı kanısındayım.

Venedik Taciri bir 16’ncı yüzyıl oyunudur, yani Orta Çağ değerleri ve Hümanist eğitimin Batı kültürüne kattığı yeni değerlerin birlikte var olduğu Rönesans İngiltere’sinde yazılmış bir oyundur. Hatırlayacak olursak, bu yüzyıl felsefi anlamda mevcut Hristiyan dünya görüşünün sınırları dışına çıkıp antik Yunan ve Roma felsefelerinin de benimsendiği, toplumsal yaşamda bireyciliğin geliştiği, ekonomik düzende tüccar kapitalizminin feodal ekonominin yerini almaya başladığı ve insanların bu değişimler nedeniyle kendisini Orta Çağ’da olduğu gibi aidiyet duygusuyla güvende hissedemediği, bireyin yalnızlaştığı bir dönemdir. Bu çalkantılı dönemde Shakespeare Venedik Taciri’ni yazarken özellikle değişen ekonomik sistemin insan ilişkilerine ve değerlere etkisini incelemeyi hedefler. Oyunda Hristiyan ve Yahudi adalet anlayışları kıyaslanır ve aşk, evlilik, dostluk gibi konular ele alınır, ancak tüm romantik ve insani ilişkilerin merkezinde para vardır. Venedik finansın dünyasıdır ve tüccar kadar tefeci de bu dünyanın neredeyse efendisidir, çünkü riski göze alan tüccar da yeri gelir kapital sahibi sağlamcı tefeciye ihtiyaç duyar.

Paranın değerleri belirlemeye başladığı Venedik’te (aslında 16’ncı yüzyıl Londra’sıdır) iki karakter, bir Hristiyan tacirle (Antonio) bir Yahudi tefeci (Shylock), yeni ekonomik düzenin olmazsa olmazlarıdır ve değerler tartışmasının iki zıt ayağını oluştururlar. Shylock Yahudi olduğu için Hristiyanların dışladığı, aşağıladığı bir tefecidir. Bu yüzden de Hristiyanlardan nefret eder ve onlarla ahbap olmaktan kaçınır. Shylock’un nefretinin odağı, özellikle tacir Antonio’dur. Diğer tüccarların yanında kendisini Yahudiliği ve faizle para vermesi nedeniyle aşağıladığı için Antonio’ya kinlenir, ancak kendisinden duyduğumuz kadarıyla, Antonio’ya çok eskiden beri duyduğu kinin asıl nedeni, onun faizsiz para vererek Venedik’te faiz oranını düşürmesidir. Oyunun hemen başında, bir gün eline düşerse, ondan hıncını alacağını ve asla affetmeyeceğini söyler. Shylock için tefecilik çok eski geçmişi olan kazançlı bir meslektir ve Antonio’nun faize “faiz” demesinden rahatsız olur. Hristiyan tacir Antonio da Shylock’tan nefret eder, ancak nefretinin sebebi Yahudi olmasından çok faizle borç vermesidir. Antonio Hristiyan inancı doğrultusunda faize karşıdır ve bu nedenle, ticaret yapmasına rağmen yeni gelişen cash nexus’ın dışında kalır. Paradan, yani cansız metalden kâr üretmeyi ticaret........

© Perspektif