menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şara Sonrası Suriye: Güvenlik mi, İdeoloji mi, Siyaset mi?

13 2
29.01.2026
SİYASET

Şara sonrası Suriye meselesi, yalnızca dış politika konusu değil, Türkiye’de ideoloji, güvenlik ve siyaset arasındaki gerilimin yeni bir yansımasıdır. Bu gerilim, analitik bir çerçeveyle ele alınmadığı sürece, sorun çözmek yerine yeni kutuplaşmalar üretmeye devam edecektir. Bu çerçevede tartışmanın merkezinde Şara’nın kimliği değil, Türkiye’de ideoloji ile gerçeklik arasındaki mesafenin giderek büyümesi bulunmaktadır.

ADNAN BOYNUKARA 29 Ocak 2026

Ahmed eş-Şara sonrası Suriye tartışması, sahadaki gerçeklikten çok Türkiye’deki ideolojik pozisyonların bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Uluslararası aktörler meseleyi güvenlik ve kapasite üzerinden okurken, Türkiye’deki tartışma büyük ölçüde ideolojik refleksler, Esad rejimiyle kurulan yakınlık ve iç siyasi hesaplar üzerinden yürütülmektedir. Oysa Suriye’de Esad sonrası ortaya çıkan yeni siyasi düzen, sadece bir iktidar değişimi değildir. Bu düzen, Ortadoğu’nun güç dengelerini, Batı’nın stratejik önceliklerini ve Türkiye’nin iç siyasi tartışmalarını aynı anda etkileyen çok katmanlı bir dönüşümdür. Şara’nın uluslararası alanda gördüğü geniş kabul, bu dönüşümün ideolojik değil, büyük ölçüde pragmatik bir zeminde şekillendiğini göstermektedir.

ABD, Rusya, Avrupa Birliği, İngiltere, Çin ve bölge ülkelerinin Şara’yı tanıması, onun temsil ettiği yapının demokratik ya da liberal bir karaktere sahip olduğu ön kabulü üzerinden okunmaz. Aksine bu kabul, Esad rejiminin çöküşü sonrası ortaya çıkan güç boşluğunda, devlet kapasitesi üretme potansiyeli en yüksek aktörün Şara liderliğindeki yapı olarak görülmesinin sonucudur. Yani uluslararası sistem, ideolojik saflıktan çok, düzen üretme kapasitesini esas aldı. Başka bir ifadeyle mesele, “kim düzen kurabilir” sorusudur. Çünkü Ortadoğu siyasetinde meşruiyetin temel kaynağı, çoğu zaman demokratik temsil değil, düzen üretme kapasitesidir. Devletin çöktüğü coğrafyalarda, toplumsal aktörlerin değeri ideolojik “saflıkla” değil, kaosu ne ölçüde kontrol edebildikleriyle ölçülür. Dolayısıyla Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin uluslararası kabul görmesi, devlet kurma ve olumlu anlamda değişim kapasitesine verilen pragmatik bir destektir.

Şara’ya İlişkin Farklı Okumalar

Şara’ya ilişkin tartışmalar, esasen iki farklı zihinsel çerçeve üzerinden yürümektedir. Bu iki okuma arasındaki fark, sadece siyasi tercihlerde değil, gerçekliği yorumlama biçiminde ortaya çıkmaktadır. Çünkü biri ideolojik, diğeri stratejik bir perspektife dayanmaktadır. Birinci perspektif, Türkiye’deki muhalefetin ve kendilerini Esad rejimiyle özdeşleştirenlerin okuması. İkinci perspektif ise Batılıların Şara değerlendirmesi. Aslında bu iki okuma tarzı arasındaki fark, ülkemizdeki kimi kesimlerin yaşanan olayları ve aktörleri değerlendirirken ne ölçüde ideolojik bir filtre kullandıklarının da göstergesidir

Türkiye’deki muhalefetin ve kendilerini Esad’la özdeşleştirenlerin, Şara’ya yönelik negatif tutumlarının arkasında yalnızca güvenlik kaygısının belirleyici olduğunu söylemek mümkün değil. Bu kesimin tutum alışında, daha derin ve tarihsel bir kaygının etkili olduğu açıktır. Bu refleks yalnızca ideolojik değil, Türkiye modernleşmesinin tarihsel hafızasıyla da ilgilidir. Türkiye solu için Ortadoğu’daki Müslüman kimliği ön plana çıkan aktörler, yalnızca dış politika aktörleri değil, içerde yaşanan laiklik tartışmalarının sembolik uzantıları olarak görülmektedir.

Bu korkunun iki temel kaynağı var. İlki, seküler Cumhuriyet’in Ortadoğu’daki sosyolojik kuşatılma korkusu. İkincisi ise bu kesimlerin Esad rejimiyle kurmuş oldukları ilişki ve ideolojik........

© Perspektif