Gazeteciliğin ‘Kriminalize’ Edildiği Bu Ülkede “Barış Gazeteciliği” Hoş Bir Fantezi
Son dönemde haberci ve yorumcuların her bahaneyle soruşturma ve hapis tehdidi ile yüzleştiği bir ortamda “her şey gayet güzel olacak” gazeteciliği aniden yükselişe geçti.
Türkiye’de bir yanılsama yerini diğerine bıraksa da, yapay umutlar bir diğerini beslese de, makul bir normalleşme ortamı gitgide uzaklaşıyor, uzaklaştıkça da “irrasyonalite”, yani akıldışılık veya absürdite, norm halini alıyor.
Dört koldan toplumu tekdüzeliğe mahkum kılma kararlığındaki bir rejimin “barış” adı altında “resmen” lanse edilen bir süreci yurttaşların, genel olarak da toplumun lehine yöneteceğine dair tuhaf inanç, gelinen son noktanın fotoğrafı.
“Çerçeve Yasa” konseptinin önemli bir boyutu medyadaki “spin”de yaşanmakta.
İktidarın “Terörsüz Türkiye”, PKK/DEM çizgisinin “Barış Süreci” dediği gelişmeler esnasında gündeme taşınan “barış gazeteciliği” kavramı, mesleki bağlamda bir anlam taşıyor mu? Geçerli olan gazetecilik veya habercilik ilkeleri nelerdir? Temel ilkelere uyan habercilik, şimdilerde “barış gazeteciliği” denilen kavramı zaten karşılamıyor mu?Türkiye’nin mevcut acı medya gerçekliğinde, üstelik kamusal söyleme iktidarın neredeyse tümüyle egemen olduğu bir ortamda bu kavramı savunmanın bir değeri, anlamı var mı?Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye’de gazeteciliğin........
