menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Sanayici Kâr Ettiğini Sanıyor, Ama Sermayesini Tüketiyor...'

18 0
12.07.2026

Türkiye’de sanayici artık yalnızca üretmekte, satmakta veya finansmana ulaşmakta zorlanmıyor; en temel işletme fonksiyonlarından biri olan doğru maliyet hesaplamasında da ciddi biçimde zorlanıyor.

Çünkü klasik maliyet hesabı, maliyetlerin görece sabit kaldığı dönemlerde çalışır. Ancak kira, hammadde, enerji, işçilik, finansman gideri ve kur kaynaklı maliyetlerin sürekli hareket ettiği dönemlerde “aldım, üzerine yüzde 20 koydum, sattım” mantığı artık sanayiciyi yanıltıyor.

TÜİK verilerine göre Haziran 2026’da Yİ-ÜFE yıllık yüzde 28,09, aylık yüzde 1,80 arttı. Bu, üretici tarafında maliyet baskısının hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor. TCMB’nin Haziran 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri’nde reel sektörün 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 33,10 seviyesinde kaldı.

“Yüzde 20 Kâr Ettim” Yanılgısı Nasıl Zarar Üretir?

Basit örnek: Bir sanayici ürünü 100 TL’ye mal ettiğini düşünüyor. Üzerine yüzde 20 koyup 120 TL’ye satıyor. Kâğıt üzerinde 20 TL kâr var.

Ancak aynı ürünü yeniden üretmek için gereken hammadde, enerji, işçilik ve genel giderler satış anında artık 125 TL’ye çıkmışsa, sanayici aslında 20 TL kâr etmemiştir; 5 TL sermaye kaybetmiştir.

Yani muhasebe defterinde kâr görünen işlem, işletmenin kasasında ve üretim gücünde zarar yaratmıştır.

Sorun şudur: Sanayici geçmiş maliyete göre fiyatlama yapıyor, ancak gelecekteki yenileme maliyetiyle üretime devam etmek zorunda kalıyor.

Eski Maliyet, Yeni Gerçekliği Ölçemez

Düşük enflasyon dönemlerinde “alış maliyeti kâr marjı” yöntemi makul çalışır. Çünkü bugün alınan hammaddenin yerine yenisini koyma maliyeti birkaç hafta sonra dramatik biçimde değişmez.

Fakat yüksek enflasyon ve oynak kur dönemlerinde durum tamamen değişir.

Sanayici ürünü sattığında cebine giren para, sattığı malı yeniden yerine koymaya........

© Para Analiz