Soner Yalçın yazdı, benim de ekleyeceklerim var
Çocuklar kitabımla ilgili çok güzel dönüşler almaya devam ediyorum. Öyle mutlu ediyor ki beni bunlar…
Geçen gün Odatv’de gördüm, Soner Yalçın köşe yazısında benden bahsetmiş.
AK Parti’nin kuruluş yıl dönümü mitinginde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan’ın el ele duruşunu ve evliliklerini anlatırken kitabıma referans vermiş.
Ziyadesiyle memnun oldum, arayıp teşekkür ettim.
Yalçın’ın yazısını okumanızı tavsiye ederim, çok güzel bir noktaya parmak basıyor. Hakikaten Türk sağında bir devrim sayılabilecek nitelikte Erdoğan çiftinin yaşamı. Evin kapısında kalmayan, devletin ve siyasetin kamusal görüntüsüne taşınan bir yol arkadaşlığı.
Erdoğanların yarım asra yaklaşan evliliğinin ehemmiyetini anlamak için kitabımda yer verdiğim o ‘Aşk’ kısmından bahsedeyim size.
Çocuklar hatırlayanlarınız olacaktır, Erdoğan’ın 1996 yılında verdiği röportajdaki sözleri çok tartışılmıştı:
“Aşkı reddetmiyorum ama maalesef hiç olamadım. Eşim sosyal bir hanımdı. Toplantılarda tanıştık. Aynı görüşleri paylaştık.”
2013 yılında ise “Tepebaşı Gazinosu’nda bizim partimizin bir toplantısı var. Bizim hanımın tasarım yönü çok güçlüdür. Dikkatimi çekti. Yeni jenerasyonda ‘elektriklenme’ denilen bizim ‘aşk’ dediğimiz olay yaşandı. Biz bir âşık olduk pir âşık olduk.”
Tasavvuf geleneğinde aşk, yalnızca iki insan arasındaki duygusal çekim ya da romantik heyecan olarak anlaşılmaz. Aşk, daha derin ve varoluşsal anlam taşır.
Tasavvufi düşüncede aşk, insanın benliğini aşarak sevdiği varlıkta erimesi, kendi ‘ben’ duygusunu geri plana iterek sevdiğine yönelmesi anlamına gelir. Bu anlayışta kişi, sevdiği karşısında kendisini........
