Elektromanyetik Alanlar ve Halk Sağlığı Açısından Çeşitli Boyutları
Uluslararası 4. Enerji Tıbbı ve Sağlıklı Yaşam Kongresi 10-12 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi. Kongrede konuşma yaptığımız konu “Elektromanyetik Kirlilik ve Halk Sağlığı” idi. Bugün konunun bilimsel detaylarından çok halk sağlığını ilgilendiren konulara ve teknolojinin çok hızlı ilerleyişi karşısında hem algılarımızda ve duygularımızda hem de düşüncelerimizde geri kalışımız üzerine bir yazı yazmayı düşündüm. Ayrıca halka yönelik elektromanyetik alanların (EMA) sağlık etkileri ve korunma tedbirleri açısından kısa bilgilendirmeler yapacağım.
Bugün EMA’dan kaçabileceğimiz hiçbir köşe yoktur. Kenti terk edip kırsala gitmek, dağlara yönelip yaylalara çıkmak bizi EMA’dan uzak tutamaz. Uzak durmak isteyen kim ki?
Bizim gibi 50’li yaşlarında olanlar için geriye dönüp baktığımızda 1980’li yıllarda siyah-beyaz televizyon dönemine yetişmiş ve renkli televizyona geçişin heyecanını çocukken yaşadığımız hatırlarız. Televizyon tek kanal ve kısıtlı saatlerde yayın var. Alternatifiniz ise yok. Televizyonda bir program varsa çekirdek aile bir araya gelip aynı programı seyrediyor, akşam saatleri. Yani günün teknolojisiyle demografik yapı değişimi arasında bir uyum var aslında. Toplum kentleşme hamlelerini yaparken feodal geniş aile yapısı, çekirdek aileye dönüşüyor, bir araya gelip meclis kurup sohbet edecek olan aile, yüz yüze iletişimi bırakmış ama yine de bir arada. Televizyon aile reisi olmuş, herkesi susturuyor ve kendisini dinletiyor. Her şeye rağmen bir arada duran bir çekirdek aile var.
1990’lar… Televizyonda özel kanallar, seyredilecek program alternatifleri çoğaldı, ancak evde bir adet olan televizyon etkisini sürdürüyor, aile içi çatışmalar başladı, herkes kendi istediği programın açılmasını istiyor. Nihayet çözüm eve ikinci bir televizyon almak.
Bu arada Türkiye bilgisayarların yaygınlaşması, internet cafelerin açılması sürecine giriyor. Uzmanların, eğitimcilerin okul çağı çocuklarına önerisi durun, bilgisayar oyunlarıyla vakit geçirmeyin, internet cafelere lüzum yoksa gitmeyin, eve gelin, ev ödevinizi yapın ve kitap okuyun. Oysaki teknoloji kendi kendine gelişmiyor, demografik yapıyı ve yaşam tarzını da değiştiriyor. Geriye dönüş yok. Bir kuşak öncenin eğitimcileri de sağlıkçıları da geri kalıyordu. Sağlık adına, televizyon ya da bilgisayar ekranına uzun süre bakmanın görme kusuru yaratacağı söyleniyor, okul çağı çocukları için ebeveynler uyarılıyordu. Tutmadı. O dönem internet ve bilgisayar ile haşır neşir olan çocuklar, kurallara uyanların bir adım önüne geçtiler. Kendimden biliyorum. Benim bilgisayar ve internet ile tanışmam tıpta uzmanlık dönemine kadar uzadı, geri kaldığımı o zaman fark ettim. 2000’li yıllar gelmişti.
Bu dönemde halk sağlığı açısından sedanter yaşam ve obezite ile mücadele ön plana çıkmış, ekran başında geçirilen vakit bu yönden sorgulanır olmuştu. Ayrıca internet ergen ve gençlerin vazgeçemeyeceği bir alandı. Çok renkliydi ve kitapların........
