Abluka!
Eskişehir’den yola çıktılar…
Günlerce 180 kilometre yürüdüler, ayakları su topladı, gecenin ayazında gündüzün yağmurunda şikâyet etmeksizin adım atmayı sürdürdüler…
Hedefleri Ankara’ya ulaşmaktı… Peki neydi bu zorlu yolculuğun amacı?
Madenciydiler; kimi 5 ay, kimi 8 ay, kimi ise yaklaşık bir yıldır maaşlarını alamıyor, SSK primleri eksik ve geç yatırılıyordu. Kıdem tazminatları derseniz o da Allah’a kalmıştı! Uzun yolculuk boyunca hep aynı şeyi söylediler:
-Kimseden sadaka, yardım istemiyoruz, yalvarmak hiç istemiyoruz. Emeğimizin, alın terimizin karşılığını istiyoruz!
Günler önce Ankara’ya ulaştıklarında daha kentin girişinde yüzlerce polis tarafından ablukaya alındılar. Yürümek istediklerinde tartaklandılar. İşçilerle polis arasında şu iç sızlatan konuşmayı hiç duymamak isterdim:
-Öyleyse bizi niye eziyorsunuz?
İstekleri gayet basit, gayet yalın, gayet haklıydı!
-Enerji Bakanlığı, TMSF ve haklarını vermeyen Doru Madencilik şirketinin önüne gitmek…
Tüm zorlamalara yasaklara, biber gazına karşın yılmadılar, Kurtuluş Parkı önüne dek geldiler, geceyi beton üzerinde yatarak geçirdikten sonra sabah ezanında biber gazı ile uyandılar! Birkaç işçi gazdan fenalaşarak hastanelik oldu.
İşçiler bu kez üstlerini çıkarıp oturma eylemine başlayınca üçer beşer gözaltına alınmaya başladı. Tam 110 işçi, polis tarafından emniyete götürüldü. Akşam saatinde bırakıldılar, arkadaşlarının yanına döndüler ve hep birlikte açlık grevine başladılar!
Dün açlık grevi eyleminin 5’inci günüydü. Tümü açlık ve yorgunluktan bitap düşmüştü ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne yürümek için ayaklandılar. Ancak karşılarında yine polis vardı, yürüyüşe izin vermedi. Abluka altındaki madenciler barikatı aşmak için hareketlenince müdahale ve biber gazı başladı. Baretlerini yere vurarak haykırdılar:
-Direne direne kazanacağız!
Beş işçi biber gazlı müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Diğer işçiler üstleri çıplak oturarak açlık grevini sürdürdü. İşçiler yaptıkları paylaşımda ne dediler biliyor musunuz?
-Ya bizi öldürün ya hakkımızı verin!
Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Doruk Madencilik işçilerinin açlık grevi eylemine katılacağını açıkladı. CHP lideri Özgür Özel, işçileri ziyaret ederek destek verdi ve onları “Mağrurların kutup yıldızı” olarak selamladı…
Bu zulmün sorumluları!
Buraya kadar olanları okudunuz…
Madenciler, Kurtuluş Parkı’nda açlık grevi eylemini sürdüreceklerini, asla vazgeçmeyeceklerini açıklayarak, tüm muhalefeti yanlarına, bu eyleme katılmaya çağırdı.
-Bu şirket kimin, bu adaletsizlik, bu vicdansızlık neden?
Adı Sebahattin Yıldız, Yıldızlar Holding’in sahibi. Aylardır maaş ödemediği Doruk Madencilik şirketini üzerindeki termik santralle birlikte TMSF’den 4 yıl önce satın aldı. İddialara göre, 3,1 milyar liralık teklif vererek aldığı tesis için ne kadar ödeme yaptığını paylaşayım:
-1 milyon 100 bin lira!
Bu holding iktidarın gözdesi bir holding üstüne üstlük… Trabzon’da bakır, Gümüşhane’de altın, Ankara Gölbaşı’nda kömür, Giresun’da kurşun-çinko, Kütahya’da altın-gümüş, Elazığ’da gümüş-bakır Çanakkale’de bakır madenleri bulunuyor!
Patron Sebahattin Bey bir konuşmasında şöyle demiş:
-Hangi şart ve ahvalde olursa olsun çalışanın mutluluğu vazgeçilmezim!
Şahane gerçekten; madencilerin günlerdir Ankara’da ne kadar mutlu bir şekilde beton üzerinde, biber gazı altında açlık grevi yaptıklarından anlaşılıyor vazgeçilmezlikleri!
Üstelik yalnızca Eskişehir değil, tüm madenlerin kaderi aynı:
-Düşük ücret, geç ödeme!
Ancak tek sorumlu o mu acaba? Ona bu madenleri satıp ücretini dahi yıllardır tahsil edemeyen TMSF, madencilerin yüzüne bile bakmayan enerji bakanlığı ve tabii iktidarın önde gelenlerinin sorumlulukları yok mu?
Bağımsız Maden-İş Sendikası Eğitim ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’nun sözleriyle bitireyim:
-Köleliği anayasaya hüküm olarak koyun. Elimize kelepçe takın, ayağımıza zincir takın, bakanlar da köle başı olsun. Bizi sürsünler madenlere, tarlalara, sokakları süpürmeye. Polislere kırbaç verin onlar da bizi kırbaçlasınlar. Tablo budur!
İşçilerini pek seven patrona, Enerji Bakanı’na, iktidarın tümüne duyurulur…
