'Yönetici sustu, futbol konuşuldu'
Sizlerin de dikkatini çekmiştir: Tüm sporseverleri ilgilendiren bir maç oynandı ve ne maçtan önce ne maçtan sonra (kazandığımız için) “Haaaakem” diye beyanat veren, rakibi düşman olarak tasvir eden, uluslararası federasyonu ve basını taraflı olmakla suçlayan bir yönetici olmadı. Biraz bekleyelim bakalım, bu huzur ortamını bünyemiz kaç gün kaldırabilecek!
Yukarıda bahsettiğim iklim oyuncularımıza da iyi gelmiş olmalı ki mutlu-mesut, düştüklerinde birlikte kalkmayı bilen, yüzleri gülen rol model gençler gibi hareket ederek birlikte başarılı oldular.
Hiçbiri rakibi tahrik etmeye çalışmadı, ‘haaakemi’ aldatmak için kılıktan kılığa girmedi, vakit geçirmek için bir takım çirkin atraksiyonları tercih etmedi. Külhanbeyi gibi sağa sola posta koymadan da işini doğru yaparak başarıya ulaşılabileceğini gördüler, gösterdiler.
Peki hiç düşündünüz mü, lige dönünce bu güzel gençleri kim ya da kimler çirkinleştiriyor? Cevaben “Yöneticiler” dediğinizi duyar gibiyim!
Her iki teknik direktör de maç öncesi ve sonrası basın toplantılarında gayet sakin, aklı başında, rakibi aşağılamadan, meslektaşı hakkında ileri geri konuşmadan, basın mensuplarıyla alay etmeden, mesleki konuların dışına çıkmadan işinin ehli akil adamlar olarak zihinlerde yer ettiler.
Peki hiç düşündünüz mü, lige dönünce bu teknik direktörleri kim........
© Nefes
