menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Diren 200 TL!

83 0
07.10.2026

Utanmasam bir de emoji ekleyecektim.

En çok da paramızın döviz karşısında günbegün kan kaybetmesinden, çarşıda pazarda pul oluşundan utandım; daha ziyade üzüldüm.

Hadi hep beraber en değerli banknotumuzun gerçek değerine, yani alım gücüne bakalım.

Size de denk geliyor mu bilmiyorum.

Son dönemde sosyal medyaya girmeye korkar oldum.

Paramızın ne denli “değersiz” olduğunu anlatan videolarla dolu.

Bir gün Türkiye’ye gelen gurbetçinin bozdurduğu euronun TL karşılığının ne olduğunu, birkaç harcamada nasıl buharlaştığını; bir başka gün yurt dışına giden Türk turistin uzattığı TL karşılığında ne kadar döviz alabildiğini izliyoruz.

Bunları ezberledik ama bu kez bambaşka bir görüntüye denk geldim.

Turist, hayat pahalılığını, liranın alım gücünü öyle bir anlatmış ki “Mafya gibi geziliyor.” cümlesi tokat misali çarptı yüzüme.

Şöyle diyor İstanbul’a gelen ve dolarını, eurosunu bozdurup gezen, yiyen, içen turist kadın:

“En yüksek değerli banknot neden 200 TL? Bu Türkiye’de hiçbir anlam ifade etmiyor, hiç. 200 TL’ye neler alabileceğinizi biliyor musunuz? Pazardan 1 kilo çilek alabilirsiniz. 200 TL, 4 ABD dolarına eşitti. Buradan 20 dolara 3 tost ve 3 limonata aldım. Nakit ödeme yapıyorsanız ve ürün pahalıysa nakit para için bir çantaya ihtiyacınız olacak. Bir çanta dolusu para, tıpkı mafya gibi.”

Ve anlatırken zaman zaman gülüyor.

İzlerken ben de sinirden güldüm.

En çok canımı yakan da ne yazık ki gerçekliği oldu.

Evet, 200 TL’ye pazardan ancak 1 kilo meyve; uygun bir semt pazarıysa belki yarım kilo da sebze alınır.

Markette de şöyle dişe dokunur bir şey almak güç.

İstanbul içi günlük ulaşım için de yetersiz.

Gidilen kafeye göre değişmekle beraber bir kahve parası.

Alım gücü ne yazık ki şu:

200 TL bugünkü kurla 4 dolar.

Ve evet; gerçekten de nakit alışveriş için tomarla para taşımak gerekiyor.

Açıkçası turistlerin fiyatlara da, en yüksek banknotun alım gücüne de şaşırması normal.

Uzun süre Londra’da konaklamış biri olarak şunu söyleyebilirim:

İngiltere’de 50 pounddan daha büyük bir para geçmedi elime.

Ama 50 poundu asla bir kerede harcayamadım.

İki kahve ve tatlı almak için girdiğim kafede hesap 5 pound tuttu. 50 poundu uzattım; elimde el bombası varmış gibi baktı resmen kasiyer.

“Bozuk yok mu?” dedi şaşkın........

© Nefes