menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Ezan, Çan, Hazan” Diyarına Selam Olsun

6 0
12.02.2026

6 Şubat depremleri üçüncü yıl dönümünde anıldı. Kapanmayan yaralar yeniden kanadı; dinmeyen acılar depreşti. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun 11 ilinde taş üstünde taş bırakmayan afet ayrıntılarıyla konuşuldu. Anma törenlerinde gözyaşı seller gibi aktı. Ama en çok verilip yerine getirilmeyen sözlere ve yapılan haksızlıklara bir kez daha teessüf edildi. Adıyaman’ın acısı da pek yamandı. Orada bir otelin çökmesiyle 35'i Kıbrıs’tan gelen çocuk voleybol takımı sporcuları ve turist rehberleri olmak üzere 72 kişi hayatını kaybetmişti. Deprem gerçeğiyle beklenmedik bir şiddette yüzleşen bütün illerimizdeki yoksunluk, yas ve isyan 6 Şubat’ da yine yürekleri dağladı.

Çok Dilli, Çok Dinli Hatay’ın Bitmeyen Yası

6 Şubat’ta televizyonlardan kadim şehrin çamurlu yollarını, hala geçici barınakların 7 metre karelik dar alanına sıkışmış olarak yaşamlarını sürdüren insanları gördük. Hataylılardan da diğer illerimizde olduğu gibi bir vurulduğunda bin ah geldi. Tüm abartılı söylem ve tüm müsrif harcamalara karşı, Hatay’a zamanında ve yeterince hizmet gitmemiş, bağış kampanyalarında toplanan paraların ne olduğu anlaşılamamıştı. Çok sıfırlı bağış vaadinde bulunan özel kuruluşlar da muhtemelen yolsuzluğa kurban gideceği endişesi ile sözlerinde durmamıştı. Depremle birlikte Hatay’da "çan düştü, ezan sustu, hazan göçük altında kaldı". Buna rağmen Hataylı acılara göğüs gerdi. Doğup büyüdüğü toprağı terk etmedi. Depremi fırsat bilip ekilmeye çalışılan nefret tohumlarının yeşermesine birlikte engel olmaya çalışıyorlar. Hatay’ın depremle karşılaştığı felaketin yarattığı tehlikenin toplumsal ve siyasi boyutu depremin şiddetinden çok daha büyük. Belki bazı şeyler deşeledikçe daha kötü olur. Ama bu tehlikenin teşhisi ve........

© Muhalif