Nazım Hikmet’in ailesi ve kadınlarına dair...
Nazım Hikmet'in en yakın arkadaşı Vala Nurettin (Va-Nu) "Bu Dünyadan Nazım Geçti" adlı eserini 1965'te Remzi Kitabevi'nden çıkardı. O sırada benim de uzun süre yaşadığım Moda'da, Cem Sokak'ta yaşıyordu (Cem Sokak, adını orada yaşamış karikatürist Cem'den alıyor). O yüzden Va-Nu, kitaba "Cem Sokak, 12/12, Moda, İstanbul" notunu düşmüş ve ardından kitabın gerekçesine ve ithafına şöyle yer vermiş:
"Nazım Hikmet'in çocukluk ve gençlik arkadaşıyım. Anadolu'daki, Kafkasya'daki, Rusya’daki maceralı seyahatlerinde estetiği ve siyasi fikirleri gelişirken yanında tek görgü şahidi bendim. O bakımdan hatıralarımı naklederek birinci elden vesikalar bırakmak, mukadderatın bana yüklediği borçtur. Tarihe karşı bu vazifemi daima ihtar etmiş ve eserin ağır yükünü bizzat çekmiş olan hayat arkadaşım Müzehher Va-Nu'ya kitabımı minnetle ithaf ediyorum."
Va-Nu'nun bu kitabının bir kısmı daha önce tefrika edilmiş, yazar, tamamını ise ölümünden sonra basılsın istese de daha sonra ikna edilmiş. Onu da yayıncı kitapta şöyle izah ediyor:
"Bu kitabın ancak üçte bir kadarını teşkil eden parçaları İstanbul’da çıkan Meydan dergisinde 1965'te tefrika olunmuştur. Müellif, önceleri, eserinin ölümünden sonra basılmasını sağlayacak bir vasiyetname hazırlamıştır. Fakat dostları kendisine; 'Anlattıklarını kısım kısım bilenler hayatta iken bunları derhal yayınlamanda fayda vardır. Bilgi ve düşüncesi olanlara seni tasdik yahut tekzip etmek fırsatını verirsin. Vesika daha kıymetli olur' dediler. Vala Nureddin de kitabının bu şekilde neşrine razı oldu. Ancak kimseye zarar vermemek maksadıyla bazı isimlerin ve hadiselerin neşrini ileriki yıllara bırakmıştır."
Nazım'ı gerçekten de bütün yönleriyle sadece büyük bir şair olarak değil insan olarak tanımak isteyenler, sanata bakışını bilmek isteyenler Va-Nu'nun bu kitabını mutlaka okumalı. Kitaptan kimi kupleler, bilgiler aktarıp belki doğru bilinen yanlışları da düzeltirim diye düşündüm.
"Rusya’dan dönüp Türkiye'deki şöhretinin doruğuna ulaşmış genç şair Nazım Hikmet pek yakışıklıydı. Sanat ve şiir meraklısı bazı kadın ve kızlar yolunu kesiyor, çevresini kuşatıyorlardı. Kimi de türlü tuzaklar kuruyor, onu çalışmasından alıkoyuyordu. Zor duruma düşürüyorlardı, o sıralar çalışması gereken Nazım'ı... Jakond ile Siyau'yu yazdığı devirlerdi.
Yeni bir pusu sezip arkadaşımı tehlikeden kurtarmak için kendisini Heybeliada'da bir otelde baş dinlemeğe davet ettim. Vapura binip birlikte gittik. Bahriye mektebindeki talebeliğinin kendince kıymetli olması gereken dekorlarından hoşlanacağını sanmıştım. Hiç mi hiç ilgilenmedi. Zaten yıllarca süren seyahatlerimiz sırasında, subaylık tahsiline dair ancak iki üç hatırasını anlatmıştı. Hepsini ezberlemiştim. Heybeli'ye gelmişken bunların yerlerini göstermesini, daha tafsilat vermesini, çocukluk çağına yönelgin yeni yeni uyanışlara uğramasını beklemiştim. Oysa, tahsil ettiği Ada onu heyecanlandırmadı."
Bilindiği gibi Nazım'ın tatsız biten Bahriyeli dönemi (Heybeliada Deniz Lisesi) vardı.
Va-Nu, Nazım'ın aynı adlı paşa dedesinden dolayı delikanlılığının ilk döneminde Mevlevilikten etkilendiğini, hatta o babta şiirler yazdığını da aktarıyor.
Bu yazıda asıl şairin ailesi ve kadınları üzerinde duracağım Va-Nu’nun anılarının izinden giderek ama şunu da not edeyim: Va-Nu, çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği İstanbul yıllarının ardından Ankara zamanlarını ve Mustafa Kemal Paşa ile tanışmalarını, Bolu’daki öğretmenliklerini; ardından Kafkasya ve Moskova (KTUV) yıllarını; oradan ülkeye dönüşlerini,........
