“Avrupa’da çocuk, Türkiye’de köpek” mi?
Anneler gününün manevi atmosferinde, niyetini elektrik süpürgesiyle maskeleyerek taarruza geçen Bosch hem aile yapımızı ve hem de annelik kavramını değersizleştirme suretiyle bizi erozyona uğratma hamlesi yaptı.
Bizi gaflet uykusunda yakalayabileceğini sandı.
Neyse ki Yeni Şafak’ın bu meşum hadiseyi haberleştirerek görünür kılması, Aile bakanının Annelik kavramının değersizleştirilmesine itirazı, RTÜK’ün aile kavramı üzerinden değer erozyonu yaratılmasına tepkisi, vatandaşların sosyal medyayı ayağa kaldırması… firmanın bu taarruzu geri püskürttü; reklam yayından kaldırıldı.
Tam “Bunu da savuşturduk” diye derin bir oh çekip, arkama yaslanmışken gözüme bir haber ilişti: “Avrupa’da çocuk, Türkiye’de köpek. Aynı reklam, ayni müzik, aynı ürün” diyordu.
Bu yeni bir aşamaydı. Yeni Şafağın haberi “çocuk yerine köpek” vurgusu yapılıyordu. Bölgesel değil, sınır tanımayan bir komployla yüz yüze olduğumuzu bu yeni haberden anlıyorduk.
Nedense; Altaylardan Adriyatik’e Malazgirt’ten Viyana kapılarına tüm tarih gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti.
Derken; “82 Gerlingen!” diye haykırdım.
Şam’dan Kudüs’e, Musul’dan Kerkük’e, Selanik’ten Atina’ya… 82, bizim kara sevdamızdı. Allah söyletti herhalde. Belki de 82. vilayet olmak, Gerlingen’e kısmet olacaktı. Kim bilir?
Tabii öncesinde internetten baktım. Bosch’un genel merkezinin Gerlingen’de olduğunu tespit ettim, sonra haykırdım. Gerçi Viyana’dan da 600 kilometre ötedeymiş. Ama fark eder mi?
İşte bu reklam; aile kavramı üzerinden değer erozyonu yaparak bizi çökertmek isteyen zihniyetin, tarihten gelen kuyruk acısıydı. Bir firmanın masum bir pazarlama faaliyeti olamazdı.
Yani böyle olmalı diye düşündüm.
“Avrupa’da çocuk, Türkiye’de köpek” haberinin doğruluğundan asla şüphe etmedim.
Zira........
