İngiliz, ama profesör değil
John Paul Goss adlı İngiliz, İstanbul’da kaldığı evde yaşamını yitirmişti. Korkusuz, “İngiliz profesörün şüpheli ölümü” başlığıyla verdi haberi. Hürriyet, Odatv, Ülketv, İnternethaber gibi sitelerde de hep “İngiliz profesörün ölümü”nden söz ediliyordu.
Bu kişinin profesör olduğu bilgisi, komşu esnaf Abdurrahman Tekin’in, “Kendi ülkesinde profesörmüş” sözüne dayanıyordu. Ne bir araştırma yapılmış ne başka bir kişiye sorulmuştu.
Ben de internetten baktım, John Paul Goss adlı bu kişinin bir tek kitabı, makalesi yok. Bazı yerel sitelerde Goss’un İngiltere’de Newcastle ÜniversitesiMühendislik Fakültesi'nde görev yapan kıdemli bir akademisyen ve fizikçi olduğu yazılmıştı.
Fakat NewCastle Üniversitesi’ndeki profesörün adı John değil Jonathan Paul Goss. NewCastle Üniversitesi’ndeki bu profesör ile İstanbul’da yaşamını yitiren aynı kişi de değil. DHA’nın yayımladığı videodaki fotoğraflar benzemediği gibi İngiltere’deki profesörün 2024-2025 yıllarında yayımlanmış makaleleri de bulunuyor üniversitenin sayfasında.
Goss’un beş yıl önce İstanbul’a geldiği, bir süre evsiz kaldığı belirtiliyor, ama burada bir üniversitede çalıştığına dair de veri yok. Instagram hesabında da akademisyenliğine dair ipucuna rastlamadım.
Habercilerin, her söylenene inanma eğiliminde olmaları üzücü. Kolaylıkla yanlışa sürüklenebiliyorlar. Tam tersine, söylenen hiçbir şeye inanmayıp, her söyleneni, her gördüklerini kontrol etmeleri gerekli. Yok eğer sırf haberi daha çekici kılar diye “İngiliz profesör” yazmakta sakınca görmedilerse o daha da vahim bir gazetecilik yanlışı.
Güvenlik kaynakları ne çok haber yazıyor!
Tartışma, gazeteci Ferid Demirel’in, Nevzat Çiçek ve Yıldıray Oğur’un yazılarının görselini yan yana koyarak sormasıyla başladı:
“Aynı gün aynı anda Nevzat Çiçek ile Yıldıray Oğur’un aklına ‘Ankara’daki güvenlik kaynaklarına’ Suriye ve ‘süreci’ sormak gelir.”
Yıldıray Oğur da “Aynı off the record bilgilendirme toplantısına katıldığımız için olabilir mi? Sorularımızı sorduk, aldığımız cevapları da off the record toplantılarda kaynak gösterme usulüne göre kaynak göstererek yazdık” yanıtını verdi.
Tartışma sonra dallanıp budaklandı, ama ben hemen kavramsal karmaşayı gidereyim. Yıldıray Oğur, “Off the record” demiş, ama bu “kayıt dışı” anlamına gelir; hiç yazılamaz. “Deep background” (derin arka plan bilgisi) olsaydı da kaynağa atıfta bulunulmaması gerekirdi.
Oğur, yazısında “Ankara’daki güvenlik kaynaklarına” diye atıfta bulunduğuna göre bir grup gazeteciye “background” (arka plan bilgisi) brifing verilmiş. Bu, gazetecinin “yayımlanma koşullarını haber kaynağıyla müzakere ederek üzerinde anlaştığı” bir yöntemdir. Tekli değil, böyle toplu bilgilendirmeler olduğunda gazetecilerin kaynağın açıklanması için ısrarlı olmaları, dayatmaya karşı çıkmaları doğru olur.
Maalesef Türkiye gazetecilik pratiğinde buna pek rastlanmıyor. Nitekim, Oğur’un yazısında “bilgilendirme toplantısı” olduğu bile belirtilmemişti. Halbuki toplantının niteliği ve katılanlarla ilgili bilgi olması haberin inandırıcılığını artırır; şeffaflığı sağlar.
Ayrıca........
