Parçalı yıllar
Hasan Tolga Pulat’n hem siyasal hem ekonomik dolayısı ile bu ikilemler arasında ortada kaynatılacak olan “sanat” durumumuzu; 1974-1980 yıllarına ışık tutarak bir seki sunuyor.
Hep kapalı tutulan ama kendimden bildiğim şanslı bir mahallede büyüdüm, bir Tiyatro salonu ve dokuz,on sinema salonunun toplasan beş dakikalık mesafelerde olduğu zamanlarda. Bizleri korumak için sadece iki salonda gösterimde olan seks furyası zamanı.
Tiyatro salonu Hasan Zengin, Altan Erbulak ile yapılan Çevre Tiyatrosu
Hemen çarazında yer alıp uzun bir süre bu türe hizmet edip, darbe öncesi büyük ağabeylerin kavga ettiği, lastiklerin yakıldığı puslu zamanlarda iki sinema salonu Özlem ve Özkan.
Ne ara bu hale gelmişlerdi ama “Parçalı Yıllar” filminde sadece Aytekin (Yetin Dikinciler) karakteri üzerinden; gerek karakteri ve gerekse filmin örüntüsü açısından anlatılmaya çalışılandan daha beterdi. Büyük konuşur, bizden saklamaya çalışır ama biz duyardık.
Kültür hayatımıza, toplumsal geçişe buldozer gibi geçen darbenin kalıntıları arabesk ile beslenerek daha da korkun hale gelecekti.
Hepsi uzun hikaye ve dün gece gala vesilesi ile izlediğim; öncelikle çok özlediğim Bilge Şen Ündüz’ü, yine tiyatro kökenli Yetkin Dikinciler’i izlemek. Zamanla unuttuğumuz Mine Çayıroğlu’na vefa ile tekrar hatırlamak. Çok iyi bir aktör olduğu tartışılmaz Levent Özdilek, bilinmeyene ışık tutmuş ama daha da anlatılabilse.
Bu vesile ile Biket İlhan Hanımefendi ve Gazanfer Ündüz görmek de onurdu.
Atlas 1948’in hemen arka sokağında Yeşilçam sokağının, filmde geçtiği gibi “Yeşili gitmiş çamı kalmış” zamanların çay içme mekânlarında anılarını paylaşanlar, hayatta tutunmak için kitabını satanlara hayat hala o yıllara takılı kalmış devam........
