menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir aydınlanma meselesi

27 0
24.03.2026

Bugün (23 Mart 2026) Türkiye prömiyerini, Atlas 1948 sinemasında yapan  “ Sarı Zarflar” 76.Berlin Film Festivalinden, Altın Ayı ile dönmüştü.

Tam 16 yıl sonra Semih Kaplanoğlu’nun (Bal)  ardından yüzümüzü güldürüyor.

Anlatılmak istenilenin, ülkeler arası meseleler olmadığını, yeri geldiğinde insan haklarına başvurmak zorunda kalan vatandaşlara “evrensel bir bakış” ile konunun özüne “sanatsal” kadrajdan var olma, aidiyet ve çıplaklık, çıplak bırakılmak, kimsesizlik ile vuruyor.

Bir toplama kampında kalmışçasına, yaşatılan olayların sahneden-hayata adeta birer matruşka gibi bunun sadece Türkiye’nin meselesi olmadığını mahkeme sahnesinde, Tansu Biçer’in –akademisyen ve oyun yazarı Aziz Tufan karakteri olarak canlandırdığı ile sunar.

Karşısında bir duvar ve millet adına, yazmaktadır. Yıl, 1933’dür.

1933 yılı, 1945 ‘e kadar sürecek olan ve sadece Almanya Federal Cumhuriyeti’nin meselesi olmamış, bugün dahi üzerine kitaplar yazılan, filmler, tiyatrolar sahneye konan bir NAZİ kıyımının başlangıç yıldır.

                Film adeta Black Swan-Siyah Kuğu gibi sahnede parlayan ve “Gelsin Karanlık!” diye iki eli ile kendi boğazını sıkan kadın tiyatro oyuncusunun prömiyer gecesinde, ayakta alkışlanışı ile başlar.

Daha önce bizzat şahit olduğum ki bunda parti unsuru gözetmeksizin söylüyorum, sanata bakış, anlayış, kavrayış ve idrakimiz hep geride kaldı.

İşte Yönetmen, Senarist İlker Çatak filminin içine -Ayda Meryem Çatak ve Enis Köstepen- ile birlikte yazdıkları senaryoda, sanattan anlamayan ve saygı duymayan, bir otorite-erk anlayışın, Tiyatro oyununa geç gelişi ve oyun biter bitmez, sadece oyuncu ile fotoğraf çektirmek istemesi ile başlar.

Bu durumlardan bıkmış; sanatı gölgeleyen, sanatçıyı yoran, bu davranış modellerinin ardında, uyumakta olan kültürsüzlüğümüze, açık dem vurur.

Kocası akademisyen (Aziz Tufan), tiyatro oyunları yazan ve kendisinin de bunları devlet sanatçısı olarak oynayan (Derya Tufan), Ankara’da bir kızları ile mutlu ve yalın hayatlarında sanatlarını icra etmeye çalışırken.

Süreç içerisinde yaşanan akademisyenlerin haklılık savunmalarında, diğer arkadaşlarını yalnız bırakmamaları ile başlayan, kendilerini de sarmalın içinde alan ve böylelikle işlerinden, evlerinden uzaklaştıran.

Tam tiyatro oyunları (  Frapan Toprak) zirvede iken yerine bambaşka oyun konulan; suçlanan, öğrencilerine hayatı anlamak üzerine gerçek dersi vermek isterken; kendisine ders verilen.

Evlerinden, işlerinden, dostlarından olarak başka bir şehir olarak mecburi olarak İstanbul’a, kocasının yanına geçen tiyatro sanatçısının, dizilerden ve kendilerine savaş açan kanaldan gelen teklife kadar eşler arasında yaşanan çözülmeleri, Avrupa standartlarında vermiş yönetmen İlker Çatak.

 Ses yükselmiyor, tartışma var –kavga yok!

Tartışma var-yumruk, dayak, tokat yok!

Bizi, bize başka ülkenin gözü ile anlamlandırıyor.

Medeniyet yoksunluklarımızı, sanat ve kültürel açmazlarımız içinde Sarı Zarflar filmine başlık olacak adı, film içinde oyun olarak yaşatılanlardan........

© Muhalif