menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyaset Ne İşe Yarar?

12 0
23.08.2026

Kaygı ve Endişe; Bıkkınlık ve Hayal Kırıklığı. Metropoll’ün gündemde olan temmuz ayı araştırmasında seçmenin, siyasi gelişmeler karşısında neler hissettiklerine dair yaptığı anketin sonucunda ortaya çıkmış bu dört kavram. Toplumun 3,6’sı kaygıyı ve endişeyi, 0,5’i de bıkkınlığı ve hayal kırıklığını hissediyor, siyasete karşı. 

Çok uzun bir zamandır, politik gündeme karşı benim hislerim veya bu yazıyı okuyanların hisleri de bu dört kavramın eksenindedir diye tahmin ediyorum. Türkiye, bitmeyen bir geçiş döneminde kaybolmuş gibi hissettiriyor çok uzun zamandır insanına. Ya da söz konusu “geçiş” dönemine girememiş olmanın bir birikmişliğini yaşıyor. Velhasıl araştırmaya göre iktidar seçmenin bile neredeyse yarısı, siyasi gelişmeleri olumsuz hislerle seyrediyor.  

Bugün toplumun farklı kesimlerini huzursuz eden birçok gelişme var gündemimizde. Bir tarafta genel kuruldan geçen çerçeve yasanın yankısı, öte tarafta muhalefetin içerisindeki kargaşa hali, Ankara’da madenciler, Güvenpark’ta gaziler, Silivri’de davalar ve bugünlük gündeme yeteri kadar yansımayan, ülkenin her yerine nüfuz etmiş küçüklü büyüklü bütün huzursuzluklar. Taşıyamıyor artık bu rejim ülkenin dağları aşmış derdini ama yeterince de ikna olunmuş değil sanki bunları taşıyabilecek bir alternatifin varlığına. 

Uzun süredir gündemimizde olan ancak nedense kamuoyunda yeterince tartışılmadan genel kurula getirilmiş gibi hissettiğim çerçeve yasa, büyük bir mutabakatla geçti parlamentodan. Yasa parlamentoda aktif görevli 592 vekilden 467’sinin verdiği kabul oyuyla geçti geçmesine ama toplumda meclisteki geniş uzlaşının esamesi okunmuyor, şaşırtıcı olmayacak üzere. 

Siyaset ve siyasetçi ne işe yarar isimli çok temel iki soruyu düşündürdü bana çerçeve yasa. Bu ülkede bir Kürt sorunun varlığını reddettiğimden veya bu çerçeve yasanın ülkedeki demokratikleşmeye önayak olacağına inandığımdan sormuyorum bu soruları. Çok basit bir denklem kuruyorum kendimce; iki genel seçimdir varlığı öfkeyle reddedilen bir sorunun, toplumsal kutuplaşmanın ve otoriterleşmenin yeni bir zirveyi idrak ettiği bugünlerde, yıllardır muhalefetle ilişkilendirilip üzerinden negatif söylem üretilen bir terör örgütüyle uzlaşıya gidilerek çözülebileceğine inanılmasını düşünüyorum. Acaba bugün bu sürece dair şerhlerini düşenlere “barış karşıtı” olarak yaftalayanlar son 10 yıldır neredeydi ve bu Kürt sorununun çözümü basit bir elit uzlaşısıyla mümkün müydü? Ve mümkünse, neden bu kadar insanımızın canı yandı ve bu toplum miting meydanlarında neden birbirine düşman edildi? Üç sene önce montaj videolarla PKK’yı muhalefeti desteklemekle itham eden Erdoğan değil miydi? Şu son iki seçimdir bir beka söylemi üzerinden yeni bir güvenlik retoriği inşa eden Bahçeli değil miydi? Ve madem bu süreci bölgedeki jeopolitik gelişmeler mümkün........

© Muhalif