menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KUR’AN’DA GÖRME ve ZİYÂ ANLAMIYLA BASİRET 

13 0
yesterday

KUR’AN’DA GÖRME ve ZİYÂ ANLAMIYLA BASİRET

Her türlü manevi faaliyetin merkezi kalptir. Kalbin de dışarıya açılan iki penceresi vardır. Bu pencerenin biri; duymak (semi’) diğeri ise; görmek’tir (basar/basîrettir). Duymak kulağın, görmek gözün gücüdür. Kur’an’da her iki fiil de bu anlamıyla kalbe nisbet edilir.

“De ki: “O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” (Mülk 67/23)

Kulak ve gözden sonra kalbin gelmesi bu arasında bir bağın olduğunu, duymanın ve görmenin sadece bu duyu organlarının fizikî şartlara bağlı faaliyetleri olmadığını gösterir. Kulaklar belli frekans aralığındaki sesleri duyar. Göz belli mesafedeki şeyleri görür. Ancak duyulan ve görülen şeyleri idrak etmek, kavramak, algılamak aklın ve yüreğin işidir.

Kalbin duyması; kulağın duyduğu şeyi anlaması, kavraması ve niteliğini tesbit etmesidir. Herhangi bir sesi duyan kimseye sağır denmez ama Kur’an, Hakk’ı (Hakikati) duydukları hâlde anlamayanlara, idrak etmeyenlere ve ondan yüz çevirenlere ‘sağır’ demektedir.

“De ki: Ben sizi yalnızca vahy ile uyarıp-korkutmaktayım. Ancak sağır olanlar, uyarıldıkları çağrıyı işitmezler.” (Enbiyâ 21/145)

Bunun gibi ‘basar-görme’ faaliyeti hem gözün bir fiili, hem de kalbin bir fonksiyonu olarak geçmektedir.

İdrak, bir şeyi anlamadır. Basîret ise bu idrakin kemâlidir. İnsan, evrendeki duyular ötesi özellikleri, insanındaki ve eşyadaki ilâhî yönleri bu ‘basîret’ duygusuyla idrak eder, anlar.

Hatırlayalım; kalbe nisbetle, dolaysıyle idrak anlamıyla ‘basîret’ Hakk’ı görebilme, onu anlayabilme ve onu doğru olarak tanıma kabiliyetidir.

Basîreti bağlanmış kimseye “kalbi kör (a’mâ) kimse denir. O, Hakk’tan gâfildir, Hakk’tan gelen daveti ve davetçiyi görme yeteneğini yitirmiştir. Kalbinin bu özelliği ve gücü kaybolmuştur.

Kur’an’da baş gözüyle (basar) ve kalp gözüyle görmenin (basîretin) birbirinin yerine kullanıldığını görmekteyiz.

Ancak her ‘basar-görme’ sahibi ‘basîret’ sahibi değildir.

Bilindiği gibi ‘basar’ daha çok kafa gözüyle görmektir. Kafa gözüyle bakan, baktığı şeyi dış görünüşü ile tanır, onu kendine göre algılar, ancak o gördüğü şeyin gerçeğine ulaşamaz.

Basîret sahibi ise, gördüğü şeyin gerçeğine ulaşır, duyuların ve hayâllerin ötesini idrak eder. Bu da ancak kalp gözüyle (basîretle) olur.

Kur’an basîret kavramını bir kaç vecihte, bir kaç anlamda kullanıyor.

a-Görme ve basîret sahibi olma anlamında

‘Basîret’ kelimesi Kur’an’da “basîretun” lafzıyla iki defa (Yûsuf 12/108. Kıyâme 75/14), bunun çoğulu ‘besâir’ olarak ise beş âyette yer almaktadır. (En’am........

© Mir'at Haber